GELENEKSEL “YENİ VERGİ AFFI”!

  • 17.06.2014

Tüm mükelleflerin özellikle de bazı mükelleflerin hasret ve umutla bekledikleri af nihayet kendisini gösterdi.
 
Bu meyanda; 2 mayıs itibariyle TBMM’ne verilen kanun teklifinde bazı vergi borçları ile bazı kamu alacakları için yeniden yapılandırma yapılması istendi.
 
Elbette ki her affın sevindirdiği kesimler olduğu gibi mağdur ettiği ya da en azından kendisini mağdur hisseden kesimler oluşturduğu bir gerçektir. 
 
Zira vergi affı ile vergi borcunu zamanında ödeyen mükellefler ile vergi borcunu zamanında ödemeyen mükellefler arasında ister istemez bir eşitsizlik meydana gelmektedir. 
 
Bu durum vergi ödevini gerektiği şekilde ve zamanda yerine getirmeyen mükelleflerin bir yönüyle ödüllendirildiği algısına yol açmaktadır.
 
Diğer yandan birkaç yılda bir belirli dönemler itibariyle çıkartılan ve neredeyse tabiri diğerle “geleneksel” hale gelen vergi afları, vergisel yükümlülüklerine karşı hassas olan vergi mükelleflerinin vergi ödeme istek ve gayretlerini de olumsuz yönde etkilemektedir.
 
Böylelikle vergisel görevlerini yerine getirmeyenler lehine haksız bir rekabet ortamı oluşmakta; bu da kayıt dışı ekonomiyi özendirmektedir.
 
Bu itibarla affın olumsuz tesirlerini en aza indirmek için şu hususların dikkate alınması yararlı olacaktır:
 
-Vergi affından yararlandırılacak mükelleflerin iyi niyetli olup gerçekten sadece ekonomik gerekçelerle zor duruma düşen ve mağdur olan kimseler olmasına dikkat edilmesi gerekir.
 
Bu itibarla aftan yararlandırılacak mükelleflerin kapsamı özenle belirlenmeli.
 
-Vergi affının sık sık ve periyodik olarak çıkarılacağı beklentisinin ortadan kaldırılması için; affın uzun vadelerle ve ne zaman yapılacağının önceden kestirilemeyecek şekilde yapılması yararlı olacaktır.
 
-Affın gerçekten ihtiyaç hasıl olduğunda yani, sadece ekonomik ve toplumsal gerekçelerle yapılması, yönetime olan güveni arttıracaktır.
 
-Vergi affı düzenlemesinin ayrıca vergisini düzenli ödeyenler lehine bir takım avantajlar getirecek şekilde yapılması, adalet duygusunun zarar görmesine mani olacaktır.
 
Genel ilkeleri ve prensipleri ortaya koyduktan sonra teknik düzenlemelerin neleri getirdiğine göz atabiliriz.
 
Kanun teklifine bakacak olursak, teklif temel olarak iki unsurdan oluşuyor:
 
1- Kesinleşmiş vergi ve sigorta primi borçlarının yeniden yapılandırılması.
2- Kasa ve ortaklardan alacaklarla ilgili kayıt ve muhasebe düzeltmeleri.
 
Kanun kapsamında ihtilaflı vergi borçları, inceleme aşamasındaki işleri tasfiyesi, matrah arttırımı ve stok hesapların düzeltilmesine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu yazıda sadece 1.maddede yazılı kesinleşmiş vergi borçları ile ilgili hususlar değerlendirilecektir.
 
Buna göre; Kapsama, VUK kapsamına giren vergiler, vergi cezaları, gecikme faizleri ve gecikme zamları girmektedir. Bunun yanında; 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen bazı adli ve idari para cezaları ile asli ve fer’i amme alacakları da kapsamda bulunmaktadırlar.
 
Ancak bazı kamu alacakları bu affın kapsamı dışında bırakılmış ve kanun maddesinde (1’inci maddenin (c) bendi) tek tek sayılmış olup; ilgili madde metninden bakılabilir.
 
Af kapsamına girecek unsurlar ve dönemleri şu şekildedir:
Tür itibariyle kapsama girecek unsurlar;
Beyana dayalı vergi aslı ve buna bağlı cezalar, faizler ve zamlar ile tahakkuk etmiş vergi aslı ve buna bağlı cezalar, faizler ve zamlar. 
Ayrıca herhangi bir vergiye bağlı olmayan asli vergi cezaları.
Dönem itibariyle aşağıdaki gibi dikkate alınacaktır:
(30 nisan tarihi bu tarih dahil olarak dikkate alınacaktır)
Beyana dayanan vergilerde (örneğin; gelir/kurumlar v.s.. gibi) 30 nisana kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergiler ve bu vergi aslına bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri ve gecikme zamları.
30 nisandan önce tahakkuk eden vergiler ve bu vergi asıllarına bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri ve gecikme zamları. (2014 yılı için tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi ikinci taksiti hariç),
30 nisandan önce tespit edilen vergi aslına bağlı olmayan asli vergi cezaları.
Silinecek kamu alacakları ise şu şekilde tespit edilecek:
 
1- Eğer vadesi geldiği halde ödenmemiş veya ödeme süresi henüz geçmemiş verginin tamamı ile vergi aslına ilişkin gecikme faizi ve zamları yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE’ye göre hesaplanan yeni tutarını öderseniz; vergi aslına bağlı olarak kesilen cezalar, faizler ve zamlar ile idari para cezalarının tamamı silinecek.
 
2- Eğer vadesi geldiği halde ödemediğiniz veya ödeme süresi tamamen geçmemiş vergi aslına bağlı olmayan, yani asli bir vergi cezanız varsa ve bunun yarısı (%50) ile buna ilişkin gecikme faizi ve zamları yerine Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE’ye göre hesaplanan yeni tutarını öderseniz; asli cezanın geri kalan diğer yarısı (%50) ile asli vergi cezasına ilişkin fer’i faiz ve zam borçlarınızın tamamı silinecek.
 
Tabi bu madde hükmünden yararlanabilmek için talepte bulunacak borçluların kanunun ilgili maddesinde belirtilen şartların haricinde dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve diğer kanun yollarına başvurmamaları gerekiyor.
 
Ödeme zamanı ve ödenecek tutarlara ilişkin hususlara bu yazımızda yer vermedik. Lüzum olduğu takdirde kanunun yayınlanmasından sonra izleyen yazılarda ele almamız mümkün olabilir.
 
Netice-i Kelâm; bu aftan yararlanabilmek için Kanunun resmi gazetede yayımlanmasını takiben iki ay içinde başvuru yapmak gerekiyor. Bu nedenle kanunun Resmi Gazetede yayımını takip etmekte yarar var.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Biz Bolulular (www.bizbolulular.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.