ARAMIZDA FARKLAR VAR..

  • 15.06.2010

“Farklılık” deyince aklımı iki kelime kemirir durur; Farklılık, kime göre, neye göre…

Bana göre, sana göre, ona göre, sizlere göre…..

herkese göre.

  Farklı kavramı yaşamın başlangıcından beri süregelen bir durum olsa gerek ki yeryüzünde yaşayan canlılar olarak tek ve biriciğiz.

Her birimizin bir eşi yok. Yani her birimiz bir diğerimizden farklıyız. Acaba bu farklılıklarımızı nasıl algılıyoruz?

Bedenlerimiz, düşüncelerimiz, duygularımız, yaşantılarımız, beklentilerimiz, isteklerimiz birbirinden farklı iken ;

böyle bir gerçeklik varken insan kendine şu soruyu sormadan edemiyor:

madem farklıyız, niye birbirimize yani farklarımıza, farklılıklarımıza tahammülümüz yok?

  Yedi yıldır farklı gelişen bireyler olarak tanımlanan engelli birey/çocuklarla çalışmaktayım.

Bu yedi yıl bana mesleki tecrübe ve donanımın yanında bir şeyi gayet net gözlemlememe vesile oldu.

O da şudur; “Farklı isen, farklılığın bedelini ödersin” Evet benim öğrencilerim farklı.

Onlar biz normallerden (dünyada “ normallik” kavramı tartışma konusudur.) daha farklı gelişiyor, düşünüyor, yaşıyorlar.

Bu farklılıklar toplumca kabul görüyor ve anlayışla karşılanıyor mu? Önyargısız ve ötekileştirmeden, sosyal yaşantının gereği olan iletişim, paylaşım ve işbirliği kuruluyor mu?

Bu sorulara evet demeyi canı yürekten isterdim ama gördüğümüz ve tasvir edilen manzara kocaman bir HAYIR!

Üstüne bir de bu insanların hayatlarını zorlaştırmayı kendimize bir görev bilerek onları daha çok yalnızlaştırıyor ve ötekileştiriyoruz.

Onlara bizim gibi olmadıkları, bizim gibi yaşayamadıkları için bedeller ödetiyoruz.

Şöyle ki; sağlık beslenme eğitim gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak istediklerinde yoğun evrak prosedürü,

daimi makam ziyaretleri ve imzalar silsileleriyle zaten zor olan yaşamlarını daha da zorlaştırmıyor muyuz?

Aramıza karışmak, hayatı bizimle paylaşmak istediklerinde onları görmezden gelip,

yahut onlarla dalga geçip, ya da daha kötüsü “zaten yapamaz ki zavallı” diyen gözlerle bakıp onları etiketlemiyor muyuz?

Duyarsız (bizim seçtiğimiz) yöneticilerin de katkılarıyla, otobüse binmenin, kaldırımda yürümenin, merdiven inip çıkmanın,

bir yerden bir yere ulaşmanın azap olduğu alanlarda “ senin bizim aramızda yerin yok; evinde hapis ol!” mesajını vermiyor muyuz? ……

 Bunun gibi pek çok kesiti hayattan gözlemek mümkün.

  Evet farklı isek bu fark yüzünden birbirimize bedeller ödetiyoruz. Çünkü empatik olamıyoruz.

Çünkü farklılıkların yaşantımıza kattığı zenginlikleri göremiyoruz.

Aynılık ve sıradanlığı bir meziyet olarak görüp bizim gibi yaşamayan/ yaşayamayan, düşünmeyen, gelişemeyeni yanımızda istemiyoruz.

Sonuç olarak da iki gereksiz ve anlamsız beceri kazanıyoruz : ETİKETLEME ve ÖTEKİLEŞTİRME…

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Biz Bolulular (www.bizbolulular.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.