Sarıkız

  • 8.02.2017

 

Anadolu’ya gelen ve Türk boylarından bir aileye mensup olan “Sarıkız” Ailesiyle beraber Mengen’in “Küçükkuz” denilen yerine yerleşerek tarım ve hayvancılıkla uğraşmaya başlar. Sarıkız, her sabah şafakla beraber yerinden kalkar, “Erenlerdoruğu” denilen yere giderek, yabani geyiklerden süt sağar ve sağdığı bu sütleri de çevresindeki fakir fukaraya dağıtırmış.

Ailesinin ve kimsenin haberi olmadan bu işi yapan Sarıkız’ın her sabah bir yerlere gittiğini fark eden babası merak eder ve her sabah kızının nereye gittiğini öğrenmek için onu takip eder.

Kızının, geyiklerin yanında olduğunu görünce; kızını, geyiklerin yanına bir daha gitmemesi için kızın babası, geyiği vurarak öldürür. Süt sağdığı geyiğin öldüğünü gören Sarıkız da o anda “Kim bu eli kolu yanına gelesice” diye beddua eder.

O anda geyiği vuran babasının da eli kolu tutulur ve ölür. Bu acıya dayanamayan Sarıkız’da hem babasını kaybetmenin ve hem de geyiği kaybetmenin üzüntüsüne dayanamayarak ölür.

Sarıkız, olayın yaşandığı yere defnedilir ve üzerine de bir türbe yapılır. Kabri, sevenlerince ziyaret edilmektedir. Geyiğin boynuzlarının halen türbede olduğu söylenir.

Yılanoğlu Behçet Hoca (Yılanoğlu)

Gerede âlimlerinden (Bolu ve Gerede vaizlerinden) rahmetli Cevdet Hoca’nın dedesidir. Behçet Hoca, ilmi tahsilini Gerede uleması Hacı Emin Efendiden alır. Medrese tahsiline başladıktan sonra, hocası olan Hacı Emin Efendiye sık sık soru sorar.

Talebesinin sorularına cevap vermekte zorlanan Hacı Emin Efendi, sabahlara kadar kütüphanesinde araştırma yapmaya başlar. Hacı Emin Efendinin hayatındaki bu değişiklik, hanımının dikkatini çeker ve kocasına “Bey sana ne oldu? Önceleri sen böyle değildin. Bu sıralarda sabahlara kadar kitap karıştırıyorsun.” deyince, Hacı Emin Efendi “Hanım, bu sıralarda bizim medresede kara bir yılan türedi, adamı sokuyor.” diye cevap verir.

Hanımı da, kocasını rahatsız eden bu talebeye bedduada bulunarak “Allahtan dilerim ki o talebenin bir ayağı lastik, bir ayağı da çarıktan kurtulmasın.” der.

Zamanının en değerli âlimlerinden biri olduğu söylenen Behçet Hoca o günden sonra bir ayağına lastik ve bir ayağına da çarık giyer olmuş. Hayatı boyunca hep eski elbise ile gezdiği söylenirdi.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Biz Bolulular (www.bizbolulular.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.