ESATLA BARIŞMAYI ÖNERENLER

  • 6.02.2018


   Afrin askeri harekatı başladıktan sonra, ülkemizdeki İslam karşıtı solcular, sağcılar, ulusalcılar koro halinde bağırmaya başladılar.

   Onlara göre; hükümetin ta başından beri izlediği Suriye politikası yanlışmış. Son iki senede yaptığı yanlışları fark edip dış politikasını değiştirmiş onun için de Fırat kalkanı ve Afrin operasyonlarını yapabilmiş, aksi takdirde yapamazmış.

   Eğer, hükümet başından beri Esad’a karşı çıkmasa, göstericilerin hakkını savunmak yerine %10luk Nusayri azınlığın %90lık Sünni çoğunluğu despotça idare etmesini destekleseymiş, bütün bunlar yaşanmayacakmış.

  Halbuki 8 sene önce Suriye olayları henüz başlarken iktidar Esad’la sayısız görüşme yapıp, halkına kulak vermesini, onların insani taleplerini karşılamasını öğütlemişti. Ancak Esat biliyordu ki; eğer halkın isteklerini karşılayıp, serbest seçimler yapmış olsaydı Nusayri iktidarının devam etmesi mümkün olmayacaktı.

  Bu konuyu Esat da onu el atından destekleyen, ABD, İsrail, ve Avrupa ile alenen destekleyen Rusya da, İran da, çok iyi biliyorlardı. Hepsi ayrı hedef ve ayrı gerekçelerle Müslümanların iktidara gelmesinden se Esad’ın iktidarda kalması ve bir milyon insanı katletmesi, 10 milyon insanın da sığınmacı olmasını teşvik ettiler.

  Kaç kere Esad’ın havlu atıp ülkeden kaçması an meselesi olmuşken, dışardan yardım görerek zulmünü sürdürme gücü kendisine bu ülkeler tarafından sağlandı. Oda her defasında daha şiddetli zulümler icra etmeye devam etti.

  Sadece dış destekle kalmadı, öteden beri büyütüp beslediği ülkesini kendilerine yuva yaptığı PKK ile de anlaşarak ülke Müslümanlarına birlikte zulmederek, onlara soy kırım uygulayarak bugünlere geldi. ABD ve Batı Suriye de Esad’a karşı mücadele eden Müslümanları şeytanlaştırarak onların içine ajanlarını sokup yollarından saptırıp cani imiş gibi gösterip sonrada Rusya, İran, Esad, Avrupa yanlarına da ortak olarak PKK veya PYD’yi  alıp İŞID ile mücadele ediyoruz diye Müslümanlara soykırım uygulayıp, ülkede demografik yapıpyı değiştirdiler.

   ABD de öteden beri devlet kurdurmaya çalıştığı PKK için Suriye’de bir şans doğduğunu görünce bu fırsatı değerlendirip, PYD’yi silahlandırdı. Onunla da Türkiye’ye ayar vermeye başladı. Ancak Türkiye artık eski Türkiye değildi. Önce Fırat kalkanı, sonrada Afrin operasyonu ile Suriye deki şer planları bozdu. Üstelik bu defa kendi ürettiği silahlarla sahada savaşan ülkemizi “silah vermeyiz, mühimmat vermeyiz” diye de artık kokutamıyorlardı.

    Tek umutları Rusların hava sahasını kapatıp harekata engel olmasıydı. Rusya da bölgedeki yalnızlığı sebebi ile bunu göze alamadığı için engel olamadı. Aslında bizim Rusya’ya ihtiyacımızdan çok onların bize ihtiyacı vardı. Böylece başlayan, başarı ile devam eden bir harekat sürüyor.

   Ancak şer güçler savaş da yenilmeyeceğini bildikleri ülkemizi girdiği doğru yoldan döndürmek için hemen yeni propagandaya başladılar. “zaten Türkiye’nin izlediği dış politika yanlıştı, şimdi doğruyu bulup başarılı olması için Esad la ilişki kurmalı” demeye başladılar.

  Bu Türkiye’nin izlediği Suriye politikasının yanlışlığını kendisinin kabul etmesi anlamına gelir. İktidar bunu yapmaz. Dillerine doladıkları yalan dolan ile geçmişte izlenen dış politikanın yanlışlığına herkesi inandırmak için de Davutoğlu’ nun başbakanlığı bırakmasını dillerine doladılar. Bilenler biliyor ki; Davutoğlu’nun ayrılmasının sebebi Suriye politikası değil, AB ile yaptığı ve cumhurbaşkanın karşı çıkmasına rağmen imzaladığı göçmen antlaşmasıydı.

   Ülkemiz Suriye olayları başladı başlayalı, bu konuda gayet düzgün, vicdanlı ve doğru bir politika izlemiştir. O gün ne söylendiyse, neyi savunulduysa bugünde aynısını söyleniyor. Halkın, adil ve serbest seçimleri ile yönetimini seçmesi, ülkenin toprak bütünlüğünün korunması ve akan kanın durması, Suriye de hiçbir terör örgütünün yaşayamaması temel esastır. Bu söylem dünde doğruydu, bugünde doğrudur.

  İslam karşıtlığını meslek edinmiş, solcuların, ulusalcıların, FETÖ CU partilerin kara propagandasına bakılmadan bir an önce adil ve serbest seçim sadığının tüm Suriye halkının önüne konulması durumunda zaten yönetime ülkemizin istediği guruplardan başkasının iktidarı mümkün değildir.

  Bırakın Suriye’yi seçim yapılacak herhangi bir İslam ülkesinde( İran hariç) Tayyip Erdoğan’ın desteklediğini açıkladığı gurubun iktidara gelmemesi zaten mümkün değil.

   Bu kara propagandalara kanmamak doğru istikametten sapmamak lazım.

   Selamlarımla..      

   

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Biz Bolulular (www.bizbolulular.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.