BAŞKANLIK (I)

  • 16.01.2017

 

Bilindiği gibi TBMM de Anayasamızda bazı maddelerin değiştirilmesi ve yeni bir yönetim sistemine geçilmesi için bir süreç başlatılmıştır. Bu sürecin sonunda Başkanlık sistemine geçeceğimiz ve günümüz şartlarına göre daha etkin bir karar mekanizması ve yönetime kavuşacağımızı ummaktayız. Ben burada gelecek sisteme Başkanlık Sistemi tabirinden ziyade CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ demeyi daha uygun görmekteyim.

 Ama bazı çevreler birçok kötü senaryolar üretmekte Türkiye’nin önünü açacak bu sisteme karşı çıkmaktadırlar. Bu çevreler;  memleketin bölüneceğini, Cumhuriyetin yıkılacağını, parlamentonun etkisinin kalktığını, kuvvetler ayrılığının kötüleşeceğini vs iddia etmektedirler.

Bilindiği gibi mevcut sistem yönetimde bir istikrar üretememiştir. Anayasanın yürürlüğe girdiği 1983 yılından bu yana 33 yılda 21 hükümet kurulmuştur. Özal ve Ak Parti dönemleri haricinde hep koalisyonlar ile her kafadan bir ses çıkmış ülke istikrarı ve gelişmeyi yakalayamamıştır. Bazı  odaklar Ak Parti iktidarında da 2007 senelerine kadar partiyi çeşitli entrikalarla iş yaptırmama kapatma cenderesinde tutmuş icraat yaptırmamışlardır. Özal ve Ak parti dönemlerinde tek başına iktidar sırasında ülke istikrar ve büyümeyi sağlamıştır. Yeni sistemde Cumhurbaşkanı ve parlamento seçimleri ayrı sandıkta, aynı zamanda yapılacaktır. Hükümet Cumhurbaşkanı tarafından parlamento içi veya dışından atama ile kurulacaktır. Güvenoyu ve düşürme tehdidi gensoru olmayacaktır. Başbakanlık yani şimdiki gibi iki başlı yönetim olmayacaktır. En önemlisi artık aldığı yetki ile beş yıl çalışacak bir hükümet ve dolayısı ile memleketi kaosa sürükleyip geri bırakan koalisyonlar olmayacaktır. Cumhurbaşkanı Başbakanın aynı yetkilerini de üstlenecek olup otariter-diktatör yönetime gidiliyor algısı yanlıştır. “Bu bir rejim değişikliğidir” tezi gülünçtür.

Cumhurbaşkanı geçerli oyların yarısından bir fazlası ile veya ikinci turda en çoğu ile seçilecektir. Bu sistemi halkın çoğunluğunu temsil etmiyor demek yine gülünçtür. Her seçilen % 50 oy almayabilir. Fakat 1980 öncesi 200 küsur turda Cumhurbaşkanı seçemeyen ve darbeye yol açan gelişmeler olacağına varsın % 40 la seçilen Cumhurbaşkanımız olsun. Türk Milletimiz için hiç olmamasından, seçilememesinden, kaos çıkmasından her zaman iyidir. Devletin önü tıkanmaz. Birde sosyal medyada bana cevap yazan bir kardeşimiz “Anayasaları darbeden sonra Kurucu meclis yapmalı , bunlar Anayasa yapamaz, bu anayasayı değiştiremez, bu hareket Anayasaya aykırıdır diyor.”  Bu kafalar halka güvenmeyen hala militarist, darbeci, halka tepeden bakan kafalar olup cevap vermeye değmez.

Mevcut anayasa darbecilerin yaptığı bir anayasadır. Tümünün yeniden yapılması gerektiği halde bu başarılamamaktadır. Zaman içinde bazı maddeler değiştirilmiştir. Bu değişimlerden en önemlisi 2007 de yapılan Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesidir. O zaman da Cumhuriyet elden gidiyor vs diye muhalefet kampanya yapmış hatta öncesinde 367 el Mecliste kaosa kalktı diye Cumhurbaşkanlığı seçimi tıkanmıştır. Ancak Milletimiz referandumda % 68 kabul oyu vererek Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini kabul etmiştir. Şu anda zaten fiili olarak yarı başkanlık sistemi geçerlidir. Ancak Cumhurbaşkanı-Başbakan arasında ilerde sistemi tıkayabilecek yetki karmaşası vardır. Bunun giderilmesi için yapılan değişikliklerle bu yetki çakışması ve hükümet krizleri çözülecektir.

Yeni gelecek sistemde” Meclis yoktur, silik hale gelmiştir, etkisizleşmiştir” algısı yanlıştır. Yeni sistemde yapı gereği Cumhurbaşkanından bağımsız ayrı sandıkta seçilen 600 kişilik bir milletvekillerinden oluşan parlamento vardır. Artık Bakanların meclis içinden olma zorunluluğu olmayacağından Milletvekilleri iş takibi, tayin mercii olmayacaktır. Artık Parlamento ABD de olduğu gibi bağımsız olarak yasa yapma yetkisini kullanacaktır. Keşke uzlaşma olabilseydi dar-bölge seçim sistemi ile meclis oluşsa idi daha mükemmel olacaktı. Mevcut durumda Meclis Hükümetin vesayeti altındadır. Yani Yürütme kuvvetler ayrılığının aksine Yasamayı yönetmektedir. Hükümetin ve Başbakanın istemediği bir yasa meclisten geçememektedir. Yani yeni durumda Yasama ve yürütme kuvvetleri mevcut duruma göre daha bağımsız hale geleceklerdir. Yasama ile yürütme kalın çizgilerle birbirinden ayrılacaktır. Meclis yeni sistemde 360 vekille Cumhurbaşkanı hakkında soruşturma açabilecektir. Cumhurbaşkanı meclisi feshederse kendisi de yeniden seçime girecektir. Milletvekilleri asli işlerini yapacaktır. Hali hazır durumda Milletvekilleri hiçbir sorumluluğu olmadığı, imzalarının bulunmadığı halde tüm işleri, tayinleri onlar etkiliyor ve yaptırıyor. 

Yeni sistemin bölünmeyi hızlandıracağı, terörle mücadeleyi aksatacağı, eyalet sistemine zemin hazırlayacağı ön görüsü yanlıştır. Yeni anayasada üniter yapıyı bozacak bir durum yoktur. Eyalet sistemi başkanlık sistemine tabi değildir. Parlamenter sistemde de eyalet olabilir. Yeni anayasa asla Eyalet sistemini öngörmemektedir.

Yetki ne kadar dağılırsa kaos ve tıkanma ihtimali o kadar çoğalır. Yeni anayasa ve Cumhurbaşkanlığı sisteminin, hızlı karar alan, yetkinin çeşitli organlarda dağılması ve  sürecinin uzaması ve tıkanması  risklerini azaltan bir işlerliği olacaktır. 

İlk defa köklü bir değişim için meclisimiz çalışmaktadır. Bu memleketi darbecilerin anayasasına daha yıllarca mahkûm etmek günahtır. Hukuk içinde seçimle gönderdiğimiz vekiller anayasa yapıyor. Bundan daha iyi bir mutluluk olamaz. Hukuk dışına çıkmak, hukuksuz yollardan meclise engel olmaya kalkmak bu millete ve devlete hıyanet etmektir. İnşallah ileride daha güzel bir anayasa yapılabilir. İhtiyaç olursa yeni maddeler ilave edilebilir.

Türkiye,15 Temmuz sonrasında yeni bir yapılanma dönemine girmiş ve bu dönem için bir şans olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde bu yeniden oluşumu gerçekleştirecektir. 

Bu konuya inşallah önümüzdeki günlerde devam edeceğiz.

 

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Biz Bolulular (www.bizbolulular.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.