• 19.07.2016 00:00


             Aniden, beklenmedik şekilde gelen bir tahrip edici hareket olarak tanımlayabileceğimiz DARBE sözcüğü, ASKERİ DARBE olarak gerçekleştiğinde milletlerin hayatını karartmaktadır.

Askeri darbeler belirli bir süre zarfında gizli olarak çeşitli rütbedeki askeri personel tarafından planlanmakta ve ülke yönetimleri ele geçirilip idare hiçbir kategoriye sığmayan bir usulde keyfi olarak yönetilmektedir.

Dünya tarihinde medeniyetlerin gelişmesine göre insanlık gelinen noktada kendine ve insan haysiyetine en uygun olarak çeşitli usullülerle belirli süreler kendini yönetecekleri seçmekte ve beğenmediklerini de bir dahaki seçimde değiştirmektedir.

Ülkemiz için de Cumhuriyet ve son noktada da demokrasimiz içinde seçimler yapılmakta ve dörder yıllık periyotlarla milletvekilleri seçilip TBMM ne gönderilmekte, kendi içindeki mekanizmalar ile hükümet, başbakan ve Halk içinde yapılan seçimle de Cumhurbaşkanı seçilmektedir.

Hükümete yapılan askeri darbeden anlaşılan cumhuriyet ve onun olmazsa olmazı demokrasimizin bazı kesimler tarafından hazmedilemediğini göstermektedir. Seçimi kaybeden bazı kesimler maalesef meşru olmayan birçok yollarla iktidar olmak için her şeyi mubah görme psikozundalar. Hatta meşru hükümeti yıkmak için devlete ve vatana dahi zarar vermekten çekinmeyenler var. Bazıları da işi daha ileri götürüp kan ve silahla rejimi değiştirmeye girişiyorlar.

Daha bir yıl dolmadı. Cumhurbaşkanı % 52 oyla ve hükümet olan parti de % 45 oyla seçilmiş ve iktidardadır. Fakat birileri bu seçimlerden hemen sonra gizli olarak en az 10 bin kişiyi kapsayan bir ekiple iktidardaki meşru hükümeti ve Cumhurbaşkanını iktidardan silah zoru ile almak için planlar yapmaya başlamış ve 15 Temmuz da da harekete geçtiler. Hükümete darbe yaptılar.

Soruyorum şimdi; Siz bu yetkiyi kimden aldınız?  Elbiseleriniz, üniformalarınız, ellerinizdeki araç gereç silahlar kimin?  Size ne için verilmiş?  Size maaşınızı, ekmeğinizi, elbisenizi veren bu millete nankörlük ettiniz. Evinizde çoluk çocuğunuz başta olmak üzere, ailenize, beraber yaşadığınız toplumunuza, vatanınıza ihanet ettiniz. Hem bu dünyanızı hem de ahretinizi kararttınız.

Hele elinize düşmana karşı kullanın diye milletin verdiği silahları millete doğrulttunuz. Masum insanları öldürdünüz. Şehit ettiniz. Okurlarımız afetsin, yemek yediğiniz kaba pislediniz. Siz bu kadar nankörsünüz. İliklerinize kadar bu millete ihanet içindesiniz.

Size emanet edilen uçak ve helikopterlerle ellerinde çakı bile olmayan insanları aniden havadan taradınız, uçakla bomba attınız. Hatta bu milletin en yüce makamına TBMM ne tarihte hiç olmamış bir şey yaparak aşağıda milletvekillerinin olduğunu bilerek rastgele bomba attınız. Milletin en yüce makamını temsil eden Cumhurbaşkanını öldürmek için kaldığı yere baskın yaptınız. Oradaki kahraman polisleri şehit ettiniz.

Elinizde emanet olan ve düşmana karşı vatanı savunmak için verilen Tankları otomobillerin yoğun olduğu otoyolda hızla sürerek araçları, insanları fütursuzca ezdiniz, 200 ün üzerinde masum insanın ölümüne, şehit olmasına sebep oldunuz. Milletin haberleşme tesislerine, uydularına merkezi tesislerine saldırdınız. Emniyet birimleri uyurken 30 kişiyi şehit ettiniz. Bunlar gibi yüzlerce hain olaya sebep oldunuz.

Simdi soruyorum; Sizler kimsiniz ya hu? Kimin adamısınız? Kimin emri ile bunları yapıyorsunuz? Siz hangi millettensiniz?  Nedir bu kin? Bu millet size ne yaptı? Bu hareketleri halkın sadece Suriye’de Esad yapar sanıyorduk. Sizin onlardan farkınız yok. Siz bu milletin evladı olamazsınız. Çünkü Türk milletinin evlatları kendi halkına bunu yapamaz.

Ben emrinde olduğu kendi halkına silah çeken ve onu bombalayanları bu vatanın evladı saymam mümkün değildir. Bunların yaptığı ihanetten de ileri derecede sapkınlıktır. Bunlar ancak satılmış ve başka milletlerin uşağı olmuş haşhaşi ve mankurtlardır.

Adana’da Suriye’ye malzeme götüren TIR ları durdurup personeli tutuklayan askerler için de yazmıştım. Onları vatana ihanet içinde casusluk suçu ile suçlamıştım. 15 Temmuzda Askerler tarafından yapılan darbe de ise daha ileri derecede ihanet ve dışarıdan gelecek düşman ülkelerin bile yapamayacağı zulmü aziz milletimize fütursuzca yapmıştır. Şimdiye kadar yapılan hiçbir darbede Meclis bombalanmamış ve halkın üzerine ateş açılmamıştır. Hatta İngilizler Meclis-i Mebusanı işgal etmişler fakat bombalama ve katliam yapmamışlardır.

Fakat Aziz Milletimiz Darbe olayını duyduktan sonra sokağa çıkıp Devletine ve Hükümetine sahip olmuş, tankın, topun, silahın önüne yatarak darbecileri teslim alarak emniyet güçlerine teslim etmiştir. Bu hadiselerde destansı olaylar meydana gelmiş olup tarih bunları hep yazacaktır. Bu olaylarda şehit olan sivil, asker ve polislerimizin kahramanlıkları Aziz Türk Milletimizce unutulmayacaktır. İleride bu konuları inşallah yazacağız. Tüm şehitlerimizin ruhları için dua ediyoruz.

Bir başka yazımda inşallah bu darbe olayını küçümseyen, mevcut hükümetimizin senaryosu olarak kabul edenler için de yazacağım. Bunlar güya bizi aklımızla sınıyorlar. Bunlar bizi kendileri gibi aptal sanan zavallılardır.

Her türlü darbeye karşıyız ve kınıyoruz. Demokrasiye bağlıyız. Hükümetler seçimle değişmeli ve iktidara gelmelidir. Bunun aksini iddia edenler, bunu kabul etmeyenler, çeşitli bahanelerle demokrasiyi katletmek isteyenler bu vatana ve milletimizin istikrarına ihanet edenlerdir.

Sonsuz selam ve sevgilerimle, hoşça kalınız.