• 14.01.2016 00:00


Geçen gün 10 Ocak 2016 tarihinde kendilerini akademisyen diye tanımlayan 1128 kişinin 'Bu suça ortak olmayacağız' başlığı altında yayınladıkları bir bildiriyi okudum.

Kendileri sırça köşklerinde refah içinde olan ve kendilerini de aydın olarak lanse eden bu insanların hukuktan, adaletten ve insan haklarından anladıklarını ben burada izah edemiyorum.

Sanki devlet durup dururken mahallelere girmiş, sokağa çıkma yasağı kararı almış, sanki karşıdaki teröristlerle değil halkla mücadele ediyor intibaı veriyorlar. Teröristler çok masum vatandaşlarmış, ellerinde sanki silah, patlayıcı yokmuş, sanki teröristler Belediyenin yardımı ile hendek kazıp buralara patlayıcı yerleştirmemiş. Bunlardan hiç bahsedilmiyor. Okul, kütüphane, cami, ibadethane ev yakan karakollara, askeri tesislere, resmi kurumlara saldırıp ateşe veren teröristlere tek itiraz yok. Terör için dağdan her türlü ağır silahlarınla geleceksin, halkın tepesine bineceksin, onları silahla korkutup sindireceksin, evlerine yerleşeceksin, tüneller ile evleri irtibatlandıracaksın, mahalleyi kurtarılmış bölge ilan edeceksin. Polise, askere silah sıkacaksın. Çarşıda sivil gezen asker polisi şehit edeceksin. Sen eline hangi hakla silah alıp terör yaparak halkı yönlendirmeye çalışıyorsun. Elinde silah, adalet, demokrasi, seçim, insan hakları savunuculuğu olur mu? Hukuku, adaleti ve kanunları yerine getirmesi gereken ve insan haklarını savunan Devlet de bunlara seyirci kalacak öyle mi?  

Ey kendini insan sanan bildiri yazan efendiler!.. Devleti suç işlerken görmüşler de ortak olmayacaklarmış. Niye bildirinizde bu terörü bizzat yapan kişilere, polise, askere kurşun sıkıp her gün onları şehit edenlere, yandaş sivil kurumlara, partilere, Belediyelere tek lafınız yok. Teröristler halka baskı yapıp katlederken, devlete kurşun sıkarken hukuki mi hareket ediyorlar. Kalleşçe, alçakça haince, arkadan, habersizce gizli bomba koyarak kahpece devletle savaşan teröriste hiç lafınız yok mu?  Yukarıda terörist için kullandığım kelimelere bu bildiri ile ortaksınız. İşte bunun için sizler de terör örgütünün maşasısınız. Nelere ortak olduğunuz bu millet tarafından anlaşıldı. Onların işlediklerine ortaksınız. Siz ancak bu milletin kahraman evlatlarını ecnebilere şikâyet ederek eskiden tarihte olduğu gibi vatan hainliği yaparsınız.

Bu bildiri sahipleri her zaman olduğu gibi Uluslar arası hukuktan medet istemektedirler. Yakın zamanda Fransa’da gördük. Fransa sokağa çıkma yasağı dahil her şeyi yapmadı mı? Teröristlere acıdı mı? Fransa’nın her hangi bir üniversitesindeki akademisyen bu bildiri altına imza atsa idi derhal terör destekçisi ilan edilip işine son verilir vatandaşlıktan çıkarılırdı. Her hangi bir parti lideri veya mensubu bizdeki terör destekçileri gibi beyanat verse terör yandaşı suçlaması ile hapse atılırdı. Bizdeki özgürlük hiçbir Avrupa ülkesinde yok.

Ne güzel umutlanmıştık. Hiç kimsenin cesaret edemediği hükümetin üç sene önceki “Demokratik Açılıp Projesi“ için güzel günler hayal etmiştik. Ancak terör destekçisi parti ve kuruluşlar bunu anlayamadı, değerlendiremedi, eski huylarından vazgeçemedi, bu fırsatı kaçırıp heba etti. Belki de bu sürecin de yaşanması gerekiyordu. Çatışmasızlık dönemini maalesef bölge insanı ve siyasi akıl hocaları terör örgütü sarmalından kurtulamadı. Bunda terör örgütü korkusu başta olmak üzere birçok etken tesirli oldu. Maalesef terör örgütü çatışmasız olan dönemi silah, mühimmat ve ileride yapacağı terör ve çatışmalara yığınak yaparak geçirerek bölücülükten vazgeçmediğini gösterdi. Örgüt Uluslar arası Ortadoğu politikalarından medet umarak yok olma korkusuna kapıldı. Kendisinde bir güç zannederek düşman devletlerin oyuncağı haline geldi. Fakat sonunda tamamen tasfiye edileceği bir sürece kendini kaptırdı.

Terör örgütü Marksist, ateist, anarşist, inançsız ana yönetim yapısı ile ancak dış devletlerin piyonu durumuna düşmüştür. Bu düşünce yapısı yüzünden bizim üniversitelere eskiden beri çöreklenmiş aynı düşünce yapısındaki insanların desteğini almaktadır.

Bildiri sahipleri siz de dahil bir devletimiz olduğuna şükredelim. Devlet hata işlerse iyi veya kötü hukuken hesap sorulabilir. Ama terör örgütü veya anarşi yapanların eline düşerseniz onların hatalarının hesabını soramayacağınız gibi huzurunuzdan, malınızdan ve cananınızdan da olursunuz. Nitekim bölücülerin sempatizanları terör yapanlara korkudan hiçbir tenkitte bulunamıyorlar. Hele bir bulunsunlar sorgusuz sualsiz terör örgütünce infaz ediliyorlar. Teröre göz yuman sonunda o teröre kurban olur.

Biz sessiz çoğunlukta olan ve bu vatanda yaşayan yüzde doksan dokuz terörün her türlüsüne millet olarak karşıyız. Bu alçak terör ve teröristler ile mücadele eden devletimiz ve hükümetimizin yanındayız. Terörü yapan ve destekleyen bu ülkenin yüzde biri bile etmez. Devletimiz güvenlik güçleri ellerine silah almış tüm bu hainlerin muhakkak cezasını verecektir ve vermektedir. Devlet, asker ve polisi ile terör ile sonuna kadar mücadele edecektir. Tüm milletimiz ihanet içinde olan, diş mihrakların oyuncağı haline gelen bu kandırılmış katillerin karşısındadır. Terör yapanlara ve bu zihniyete dalalet ve gaflet içerisinde yardım eden ve alet olanlar şehit ve gazilerimizin veballerini taşımaktadırlar.

Tüm güvenlik güçlerimize cesaret, sabır, metanet ve başarılar temenni ediyoruz. Tüm millet arkanızdadır. Terör dolayısı ile şehit olan asker ve polisimize Allah’tan cc..rahmet, gazilerimize de acil şifalar diliyoruz.

Sonsuz selam ve sevgilerimle, hoşça kalınız.