• 16.05.2015 00:00


            Çocukluğumda 28 hanelik Dodurga köyümüzde eski adet ve inanışların son kalıntılarına yetişip bazılarını yaşamak bize de nasip oldu.

            Hıdrellez diye adlandırılan mayısın ilk haftalarında kutlanılan günde çocuklar için renkli yumurtalar kaynatılır ve köyümüzün yüksek bir yerinde ağaçlık bir bölgede büyük bir ateş yakılarak üzerinden atlanır ve eğlenceler yapılırdı. Büyüklerimiz bizlere söz konusu günde ve diğer zamanlarda da peygamberlerden Hızır ve İlyas (a.s)' dan bahsederlerdi. Daha sonraki araştırmalarımda bu olayın boyutlarını geniş olarak öğrendim.

           Genele bakacak olursak Hıdrellez, Peygamberlerden Hızır ve İlyas (a.s)'ın her bahar başlangıcında buluştuklarına inanılan milâdi 6 Mayıs, Rumî 23 Nisan'a rastlayan güne verilen isimdir. Ancak bu zamanla aslî hüviyetinden çıkarılarak günümüzde olan şekliyle Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek Hıdrellez adını almıştır. Söz konusu günde Hızır ve İlyas (a.s)'ın buluşarak sohbet ederler ve bu günlerde vakitlerini Allah yolunda olmanın ve birlikteliklerinin verdiği sevinçle kuvvet bulurlardı. Hızır (a.s)'ın Allah'ın lütfu ile dolaştığı yerde yeşillikler çıkar ve çorak yerler çiçeklere bezenirdi. İşte bu olaya dayanarak, halk zamanla bu günlerde buluşup Hızır ve İlyas (a.s) ın geleneğini sürdürmek amacıyla özel anda ve dua günleri tertib eder olmuşlar. Günümüzde kullanılan mânası ise; İnsanların kıştan kurutuluşlarının bir işareti ve bahar güneşinden faydalanma, piknik yapma, stres atma, eğlenme, nişan, düğün, sünnet törenleri tertip etme, uğursuzlukları giderme, adak adama, dilekte bulunma gibi düşünceleri gerçekleştirme amacıyla gelenekselleşen "bahar bayramı" inancıdır ki tam bir bidat olarak ortaya çıkmıştır.

Hızır (a.s) Kur'an-ı Kerim’in Kehf suresinde "Kullarımdan birisi..." şeklinde sabit olmuştur. Veli olduğunu dahi kabul etsek, "İkinci Tabaka-i Hayatta bulunmaktadır. Bu mertebede aynı anda çok yerde bulunmak mümkündür. "İlyas (a.s) İsrailoğulları Peygamberlerinden olup Kur'ân-ı Kerîm'de ismi geçen ve Tevrat'ta "Elia" diye zikrolunan Peygamberdir. M.Ö. IX. asırda yaşadığı ve daha sonra zamanın hükümdarları ile çok mücadele ettiği, çoğu zaman mağaralarda yaşadığı kaydedilmektedir.

Hıdrellez günlerini incelediğimizde bütün Türk dünyasında halk inançlarında bilinen mevsimlik bayramlarımızdan biridir. 6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 6 Mayıs Günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelir ki, bu da kutlanıp bayram yapılacak bir olaydır. Hızır, yaygın bir inanca göre, hayat suyu (ab-ı hayat) içerek ölmezliğe ulaşmış; zaman zaman özellikle baharda insanlar arasında dolaşarak zor durumda olanlara yardım eden, bolluk-bereket ve sağlık dağıtan, Allah katında ermiş bir ulu ya da peygamberdir. Hızır’ın hüviyeti, yaşadığı yer ve zaman belli değildir. Hızır, baharın, baharla vücut bulan taze hayatın sembolüdür. Hızır inancının yaygın olduğu ülkemizde Hızır’a atfedilen özellikler şunlardır:

1) Hızır, zor durumda kalanların yardımına koşarak insanların dileklerini yerine getirir.

2) Kalbi temiz, iyiliksever insanlara daima yardım eder.

3) Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar.

4) Dertlilere derman, hastalara şifa verir.

5) Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesini sağlar.

6) İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder.

7) Uğur ve kısmet sembolüdür.

Geceden gül dallarına gümüş kuruşlar, çeyrekler, kırmızı bezler bağlanır, gül dibine genç kızlar yüzük atar, mani söyler, davullar eşliğinde oyunlar oynanır, su kenarlarında, yeşilliklerde eğlenilir, ateşten atlanılırsa ev sahibi olacağına inanılır; öküzü arabaya koşmama... vb. gibi İslâm'la çelişen ve din ile ilgisi olmayan inançlara rastlanmaktadır. Aynı şekilde Hıristiyan inancına göre Saint Georges yortusu da bizim halk geleneklerimizle paralellik arz eder ve Hıdrellezle aynı günde kutlanmaktadır. Görüldüğü üzere İslâm'ın Tevhid bilinçliğinden uzak, sahte mitolojik dürtülerin ve Şamanist kalıntılarını uzantılarını yansıtan günümüz Hıdrellez anlayışıyla, Hıristiyan Saint Yortusunun paralelliği de göstermektedir ki İslâm dışı her şeye yakınlık duyma ama İslâm'ın gerçek kimliğine karşı çıkma düşüncesinin neticelerini gözler önüne sermektedir.

Şu anda geçerli ve yürürlükte bulunan Hıristiyan kültürüne paralel olarak İslâm dünyasının Seküler (Laik) rejimlerle yönetilmesi ve bu kültürlerinde İslâm Öncesi mitolojik özelliklerden oluşan geleneksel "Ulusal İslâm" anlayışıyla paralellik arz etmesi, Müslümanların tevhidi bilinçlerinden uzak olmalarının bir neticesidir. Şüphesiz ki Allah'ın vaadiyle İslâm dünyası kendini değiştirmedikçe Allah'ta Müslümanların durumunu düzeltmeyecektir. Allah cc. şöyle buyuruyor; "Kim İslâm'dan başka bir din (hayat Nizamı) ararsa, ondan (bu din) asla kabul olunmaz ve o, ahirette de en büyük zarara uğrayanlardandır. Kendilerine apaçık deliller gelmiş, O Peygamber'in şüphesiz bir hak olduğuna da şahitlik etmişlerken imanlarının arkasından küfre sapan bir kavmi Allah nasıl hidayete erdirir (muvaffak eder)? Allah zalimler güruhunu hidayete erdirmez. Muhakkak Allah'ın Meleklerin, bütün insanların lâneti onların üzerlerinedir. İşte onların cezaları" (Ali İmran, 3/85-87).

Sonsuz selam ve sevgilerimle, hoşça kalınız