• 28.03.2015 00:00


            Başkanlık sistemi son günlerde oldukça gündemdedir. Bu konuda ana hatları ile bir şeyler yazmaya çalışacağım.

Başkanlık sisteminin asli özellikleri; Devlet başkanı doğrudan halk tarafından belli bir süre ( dört yıl) için doğrudan seçilir. Bu süre içinde görevden alınamaz. Yürütme organı tek kişiden (Başkan) ve/veya emrindeki hükümet üyelerinden (Bakanlar) meydana gelir. Yürütme(Hükümet), yasamanın (Parlamento) güvenine (güvenoyu)  dayanmaz. Yürütme (Başkan), yasamayı (Parlamento) feshedemez. Yürütme organında görev alan bir kişi (Milletvekili)  aynı anda yasamada da görev alamaz. Başkan, yasama organının çalışmasına katılamaz. Başkan yargıya karışamaz. Yargı da yürütme ve yasamaya müdahale edemez.  Ama başkan yasamanın çıkardığı kanunlarını veto yetkisine sahiptir.

Başkanlık sisteminde; Yasamanın çıkardığı kanunlar çerçevesinde, başkan doğrudan ve etkili-hızlı karar almaya yetkilidir. Bu çok önemli bir avantajdır. Kuvvetler ayrılığı üst seviyededir. Sabit görev süresi dolayısı ile devlette istikrar hakimdir. Görev süresi dört yılla ve iki dönemle sınırlı olduğundan diktatörlüğe yol açması mümkün değildir.

Bizim şu anki sistemimizde üç ana bağımsız kuvvet-erk bulunmaktadır. Bunlar yasama, yürütme, yargıdır. Yasama üyeleri seçimle gelerek içlerinden bir hükümet (yürütme) kurarlar. Cumhurbaşkanı hükümeti şeklen onaylar. Yargı kendi içinde bağımsızdır. Kendi üyelerinin atama ve seçimini yapar. Bu üç kuvvetin birbirinden bağımsız çalışması gerekir. Fakat uygulamada hiçbir zaman bu gerçekleşmemiştir. Yürütme (Başbakan) olmadan kanun yapılamamıştır. Yargının atamalarına yürütme müdahale etmiştir. Bazen yargı yasamaya (hükümete) hatta parti kapatarak parlamentoya müdahale etmiştir. Hatta sivil ve askeri bürokrasi yasama veya parlamentonun, yürütme veya hükümetin yahut ta yargının yanında veya karşısında olarak sistemi sabote etmiş, darbe yapmıştır.

Bizim memleketimizdeki Cumhurbaşkanlığından oluşan parlamenter sistem, milli iradenin önünün kesilebilmesi ve egemenlerin istediği yönde oluşmaması halinde iktidarın önünün kesilmesi amacı ile oluşturulmuştur. Millet 90 senedir topal demokrasinin gereği milletvekillerini seçer. Fakat ne yazık ki sistemin egemenlerinin isteği gereği, demokrasi dışı oyunlarla ya parlamentoda, ya 1960 dan sonra senatoda, ya Anayasa Mahkemesince, ya Cumhurbaşkanınca iktidarın önü kesilir. Milletin seçtikleri iktidar olur, muktedir olamaz. Seçimle gelenlere askeri, adli ve sivil bürokrasi milletin istediği icraatı yaptırmaz. Olmadı askerle doğrudan müdahale edilerek hükümet yıkılır üyeleri hapse atılır, gerekirse idam edilir. Parlamenter tarihteki geçmiş sayısız müdahaleleri hatırlayalım.  En son 12 yıllık iktidarın bugünkü hale gelinceye ve iktidarda tam muktedir oluncaya kadar başına neler geldiğini hatırlayalım. 2002 de seçimde 330 milletvekili kazandığı halde iktidarın verilmeyeceği günlerce konuşulmadı mı? O zamanki cumhurbaşkanı her şeyi sabote etmedi mi? Yargı, bürokrasi, asker vs nasıl iktidara engel oldular unuttunuz mu? Yüksek yargı ve Anayasa mahkemesi 2008 lerde partiyi kapatıp hükümeti parçalamaya çalışmadı mı? Asker çeşitli bildiri ve baskılarla hükümeti bunaltmadı mı? Basın darbe şakşakçılığı yapıp askeri göreve çağırmadı mı? En sonunda başarılı olamayınca bizim canımızdan kopan bir topluluğu iç ve dış düşman mihraklar ifsat edip paralel yönetim kurup, iç ve dış düşmanlarla ve muhalefetle birleşip seçim ile yıkamadıkları hükümeti sokakla, terörle, ihanetle, ele geçirdikleri yargı mensupları ve kurdukları yeminli örgüt ve paralel devletle yıkmaya çalışmadı mı?

Bizde milletvekilleri liderin iki dudağından çıkan irade ile seçime girip seçilir. Başka yolu yoktur. Bu da yasamanın tamamen yürütmenin emrinde olmasını doğurmaktadır. Milletvekilleri kendi iradelerini kullanamamaktadırlar. Bugün milletvekilliği mecliste parmak indirip kaldırmaktan başka görevi olmayan bir konumdadır. Sadece kendisini seçen milletin durumunun aksine birtakım ilave süper sosyal ayrıcalıkları olan bir makamdır. Birde seçim bölgelerindeki bürokratik icraatlarda resmiyette imzası ve yetkisi olmayan ancak her şeyde vesayet şekliyle yetkili durumdadır. Hiçbir icraatta imzası yoktur ama her şeyde imzası olmadan başkalarının yetkisini kullanma pozisyonundadır. Başkanlık sisteminde yetkili yetkisizler yoktur. Bağımsız oluşacak bir meclis sadece yasama görevini yapacak ve yürütmenin sultasından kurtulacaktır. Yasama mensupları da (Milletvekilleri) yetkili olmadıkları yürütmenin icraat, tayin, adam kayırma, iş takibi gibi işlerine karışamayacaklardır.Başkanlık sisteminde milletvekilleri dar bölge sistemine haiz bir siyasi partiler kanunu ile seçilmelidir. Başkanlık sisteminde Parlamentonun başkanın emrinde veya güdümünde olmasına ihtiyaç kalmayacağından çıkan kanunlar daha özgür bir ortamda oluşacaktır. Milletvekili seçimleri bir, iki veya üç milletvekili çıkaran dar bölgelere bölünmüştür.  Başkanlık sisteminde halk kendi istediği başkan ve milletvekillerini doğrudan seçme imkânına sahiptir.

            Cumhuriyeti sadece kendilerinin kurduğunu iddia eden ve milletin hiçbir zaman egemen olup gerçek iktidar olmasını istemeyen egemenler ancak 2010 lu yıllarda olması gerektiği normal demokratik hizaya gelebilmiştir. Yani herkes ancak 2010 dan sonra hoşgörü kazanarak kısmen demokrat olabilmiştir. Seçim bu sistemin kilididir. Olması gereken milletin temiz oyları ile seçilip gelenlerin iktidar olmasıdır. Son değişikliklerle Cumhurbaşkanı zaten halk tarafından seçildiği için bundan sonra ülkemizin karanlık niyetli kesimlerce önünün kesilmesi mümkün olmayacaktır. Zaten yarı başkanlığa geçiş yoluna kısmen girilmiş vaziyettedir. Bundan sonra millet gücünü kendisinden almayan vesayetçilere inşallah teslim olmaz.Bu görüşler benim öngörü ve gerçekleşmesini istediğim düşüncelerimdir.

            Yeni seçimler ile yeni bir anayasa ve başkanlık sistemi ile yasamanın, yürütmenin, yargının birbirinin işine oluşma ve çalışma aşamalarında karışmadığı, yeni bir Türkiye bekliyoruz. Böyle bir sistemde ülkemizde doğru kararlar, hızlı bir şekilde alınacak, temsilde ve hizmette adalet sağlanacak herkes kendi görevini yapacaktır. Bunun sonucunda devletimiz dünyada söz sahibi ve demokrasinin en üst seviyede gerçekleştiği büyük bir devlet olacaktır.

            Sonsuz selam ve sevgilerimle, hoşça kalınız.