• 18.02.2015 00:00

 

 

Adına “İç Güvenlik Paketi” denilen, “Polis vazife ve salahiyet kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı” TBMM sinde görüşülüyor. Vatandaşlar olarak bizi de derinden etkileyecek bu yeni kanunun birçok olumlu gelişmeleri olacağını umut ediyorum. Muhalefetin bu tasarı kanunlaşırken olumlu katkıları olmasını bekliyoruz. Fakat görünen o ki muhalefet yine konuya bu açıdan yaklaşmamakta ve kendilerine göre toptan engellemeye çalıştıkları görülmektedir.

 

Geçmişte yaşadığımız acı günlerde Televizyon karşısında hep beraber kahrolduğumuz olayları unutmayalım; Maskeli eylemci taş attığında, molotofla otobüsü yaktığında içimiz yandı. Gösteriye silahla katılanlar Polisi, Askeri vatandaşı yaraladı, öldürdü. Polis eyleme giden içinde silah yüklü araç bagajını arayamadı. Eylemciler Ankara İstanbul’da büyük cadde ve bulvarları yıka yıka, camları kıra kıra, mobeseleri sökerek ve de önlerine gelen kamu ve özel araçları tahrip edip yakarak gösteri yaptı. Kimse engelleyemedi. Böyle bir özgürlük var mı? Bundan sonra yasa çıkarsa bütün zararları eylemciler ödeyecek.

Terör ele başıları sosyal medya ile nefret ve teröre eyleme çağırılar artık suç sayılacak. Molotof gibi yanıcı yakıcı boğucu yaralayıcı maddeler silah sayılacak. Polis yüzü maskeli Molotofluya silah kullanabilecek. Gösterilerde havai fişek, molotof, demir bilye ve sapan gibi araçları taşıyanlara veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen örtenlere 2 yıl 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası getiriliyor. Bir başka değişiklikle, yasadışı örgüt amblem, işaret ve üniforması ile gösterilere katılanlar için 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Örgütlerin üyelerinin gösteri ve toplantı yürüyüşlerinde üniforma ile geçit yapması, polisin bunlara müdahale edememesi kamu vicdanını yaralıyordu. Terör örgütü üyeleri askeri nizamla yürüyüş yapıyordu. Valiler mevzuattan dolayı böyle yürüyüşleri engelleyemiyordu. Yeni yasa bunları önleyecektir. Demir bilye, sapan veya havai fişeğin kullanımı sonucunda polis ve vatandaş ciddi şekilde yaralanıyor ve uzuv kayıplarına yol açıyordu. Eylemler sırasında çekilmiş olan gördüğümüz fotoğraflarda kullanılan bazı bilyeler top mermisi, sapanların da mancınık gibi kullanılıyordu. Bunlar artık silah sayılacak.

Başka bir değişiklikle de valiler, kamu düzeni ve güvenliği ile kişilerin can ve mal emniyetini sağlamak amacıyla bütün kamu kurumlarının ambulans, itfaiye, çekici, iş makinesi gibi araçları ve ilgili personeli kullanma yetkisi alıyor. Valilerin bu emirlerini yerine getirmeyen veya geciktiren kamu görevlileri de oluşacak zararlardan sorumlu tutuluyor. Aynı kanunun 66. maddesindeki değişiklikle de valinin tebligatlarına aykırı davrananlar için 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası getiriliyor. Hatırlarsak; Güneydoğudaki Ekim olaylarında itfaiyenin yangına müdahalesinin engellenmeye çalışıldığını,  kamuya ve vatandaşlara ait yerler yanarken Mevcut Belediye itfaiye vermemişti. Hatta Belediye araçları eylem yapanların işini kolaylaştırmak için yollara çukur kazmıştı. Düzenleme ile olayları çıkaranları ve sürdürenleri destekleyen kamu görevlilerine yaptırım getiriliyor.

Kamuoyunda ve TBMM sindeki kanun üzerine yapılan tartışmaları izlediğimde hayretler içinde kalıyorum. Terör örgütü ve yandaşlarının, partilerinin karşı çıkmasına şaşırmıyorum. Çünkü onların arasında maalesef terörden beslenen, fayda uman insanlıktan nasip almamış kimlikler var. Hadi ana muhalefet partisi politika üretemiyor ve beyhude konulardan fayda bekliyor. Ana muhalefet karşı olmak için karşı çıkıyor. Ancak ikinci ana muhalefet olan, memleketini seven, bölücülük ve teröre karşı çıkan kişilerden meydana gelen arkadaşlar, yasaya karşı çıkarak ne kazandıklarını zannediyorlar, anlamıyorum. Hemen her fırsatta memleket bölünüyor, memleket elden gidiyor. Memleketi sattınız diyenler bu yasayı alkışlayıp destek vereceklerine bölücülerle beraber olup bu yasaya karşı çıkıyorlar, anlamıyorum.

Ceza kanunları suç işleyen kötü niyetli kişiler için ve toplumu korumak için yapılıyor.  Onun için bu niyette olanları ve suçluları endişelendirmesi normaldir. Benim suç işleme niyet ve amacım yok. Onun için endişem yok. Yapılan ve mevcut kanunlar bizim hürriyetimizi de kısıtlayacakmış diyorlar. Ben de diyorum ki; Eğer bir kişinin dahi ölümü veya yaralanması bu kanunlar ile önlenecekse ben her zaman bu düzenlemelere taraftarım.

Sonsuz selam ve sevgilerimle, hoşça kalınız