İNSANLARIN İHTİYAÇLARI ÇOĞALDI

Ramazan Sohbetlerimizin bugünkü ismi, Arasta’nın 54 yıllık esnafı, Hafız Muharrem İka.

İNSANLARIN İHTİYAÇLARI ÇOĞALDI
17.08.2011 - 09:47
0

 

   Ramazan Sohbetimizin bugünkü İsmi Arasta’nın 54 yıllık esnafı, Hafız Muharrem İka.

Bolunun en eski saatçilerinden ve Yukarı Çarşının en eski esnaflarından olan Muharrem İka bizi 1958’den bu yana çalıştığı Büyük Caminin alt katında vakıflara ait olan dükkânında ağırlıyor. Eh konumuz eski Ramazanlar olunca, Arasta’nın meşhur Ramazan şakalarından da birkaç tanesi öğrenme fırsatı buluyoruz.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Aslen Bolu’nun Çepni Köyündenim. 1933 doğumluyum. 1954’e kadar hayatım tahsil ile geçti. İstanbul’a gittim. Orada İmam Hatip Okulunda okudum. Sonra yarıda bıraktım okulu. İstanbul’da okurken boş zamanlarımda saatçide çalıştım. Bir sanat öğrenip, mutlaka çalışmak istiyordum. Allah istediğim şekilde de verdi. Askerden geldikten sonra 1958 de saatçi dükkânı açtım. 54 senedir aynı dükkânda çalışıyorum. Çok şükür iyi kazandık, kazanıyoruz da. Bolu’da bazı dönemlerde görevler vermek istediler. Ama o zamanlar hem ticaret hem de memuriyet yapamıyordunuz. O nedenle bu görevleri alamadım, ticarete devam ettim. Ama şikâyetim yok, çok şükür iyiyim. O zamanlar çok sevilip, sayılırdık, Allah Razı olsun Bolululardan, bana çok kıymet verdiler ve ben onlar sayesinde ayağa kalktım.

Sohbetimiz eski Ramazanlar. Sizin hatırladığınız en eski Ramazanlar nasıl geçerdi?

Ramazanlar çok güzel geçerdi. Biz hala geleneklerimizi devam ettirmeye çalışıyoruz, o zamanlarda saygı sevgi nasılsa yine aynı bizim için. Yemek davetleri veriyorduk o zamanlar, yine veriyoruz. Ben kötü diyecek durumda değilim.

Arasta’nın Ramazan şakaları meşhurmuş. Sizin aklınızda yer eden güzel Ramazan anıları var mı?

Bizim Allah rahmet eylesin bir arkadaşımız vardı Cemali, bir de Kahveci Şeref. Birbirimize çok güzel şakalar yapardık. Bir gün böyle oturuyoruz. Çay içeceğiz, sen ısmarla ben ısmarlayayım diye şakadan kavga ediyoruz. Bir yabancı geldi, “ ya bir çay için birbirinizi kırdığınıza değmez, söyleyin ben öderim parasını” dedi. Biz sesimizi kestik, içtik çaylarımızı, adam parasını ödedi. Bizim Cemali “ ya kardeşim bizim kavgamızdan sana ne” dedi. Adam anladı ki biz şakalaşıyormuşuz, gitti, bir daha da görmedik.

Cemali gelirdi, “niye geldin” derdim. 10 dakika sonra ben ona giderdim. Komşularımızla iyi geçinmesini biliyorduk. Bu şekilde şakalar her zaman oluyordu.

“İğneci Mustafa ( Pis Doktor) kuşak uzun diye müşteri kovalar”

Caminin altında İğneci Mustafa Ağabeyimiz ( Pis Doktor) vardı. Allah rahmet eylesin. Çok takılırdık ona. İğne yapardı, lastik tamir ederdi. Rahmetlinin bir hatırası var bende. Birisi gelmiş, iğne yapıver demiş. Doktor da tamam demiş. Adam kemerini çözmüş, iğne olacak. Belinde birde kuşağı var. Doktor “ ne yapıyorsun, dur dur” demiş. Adamı kovalamış dışarıya. Ya kuşak çok uzundu, ne zaman çözer, ne zaman bağlar, onunla mı uğraşacağım demiş.

“Beni yakalasa gerçekten dövecekti”

Şurada bir dükkân vardı, silah satardı. Bir silah aldım, gittim doktorun dükkânına, kıpırdama dedim. Bütün millet kaldı, kimse kıpırdayamıyor. Doktor bana öyle kızıyor ki, eğer bir yakalarsa samimi dövecek beni. Ondan sonra bir daha o şakayı yapmadım.

Daha eskilerin şakaları bizimkinden çok daha ağırmış, fakat tahammül ederlermiş birbirlerine.

Giderek azalan bu sabırsızlık, uzaklık neden sizce?

İnsanların uzaklaşması, teknolojinin gelişmesiyle oldu. Çünkü insan hepsini almak istiyor. Bunun içinde çok çalışmak gerekiyor. Bizim gençliğimizde ikindi ezanı okunur, namaz kılınır, herkes dükkânı kapatıp yaşamaya giderdi. Karaçayırda ılıca da kaplıca da gezerdi. Şimdi herkes akşamlara kadar çalışıyor. Çünkü istekleri çok.

Eski ramazan sofralarınızda neler olurdu? Hala devam ettirebiliyor musunuz yemek alışkanlıklarınızı?

Çeşit çok olurdu. Et yemeği, tatlısı, hatta et yemeği birkaç çeşit olurdu. Yiyen kalkamazdı. Bugün insanlar daha bilinçli, karnını pek lüzumsuz şişirmiyor. Güllaç yapılırdı ramazanda. Biz yine o zamanlar yediklerimizi yiyoruz. Çok değişmedi sofralarımız.

Sizin işleriniz eskiye oranla nasıl?

Daha kolay şimdi işler. Eskiden böyle değildi, çok zordu saat tamiri. ( sol işaret parmağını gösteriyor) Parmağım, saat tamir ede ede bu hale geldi. Avucumun içinde saat açıp, tamir etmekten sinir uçları ezilmiş.

Eskiden saatler ömürlük alınır ve kullanılırdı değil mi?

Yine iyisini alırsan onlarda dayanıklı. Ama insanlar eskisi gibi aynı saati kullanmak istemiyor. Kullanıp atıyorlar. Eskiden saati alırken nerdeyse bütün sülalesine miras kalsın istiyordu. Şimdi öyle değil, teknoloji ile ucuzladı saatler. 5 liraya saat var, bir ramazan kullanıyor, atıyor.

Peki, gençlere tavsiyeleriniz neler?

Benim gençlere tavsiye ettiğim şey şu, ben çocuklarıma da aynı şeyi söylerim. Mutlaka okumalı, eline ne geçerse okumalı. Çok iyi araştırmalı. Mesela, çok dindar olanlar da sadece hocadan vaiz almamalı. Kendisi okuyup araştırmalı, eğer neticeye eremese o zaman hocaya sormalı.

En iyisi kafanı kendin çalıştıracaksın. Beynini çalıştırmayan insanın üzerine pislik yağarmış. Ben kendimde geç karar verdim. İmam Hatip okuluna ilk girenlerdenim, ama bitirmeden ayrıldım. Sonra çok pişman oldum. Başıma çok şey geldi. Hepsinden ders aldım. İnsan gelişmeli, zorluklardan hiç kaçmamalı. Çok dürüst yaşamalı insanlar. Yalan sahtekârlık hiç hoşuma gitmeyen bir şey.  Çocuklarıma da bırakacağım en büyük miras budur.    

Haber-Röportaj: Nermin Kaya


Editör: E. Candan

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Biz Bolulular (www.bizbolulular.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.