• 6.10.2021 10:04

Dönemin popüler sözcükleri daima değişsede “Ben de bir şeyler yapmak istiyorum” diye düşleyenlerin, hayatına yeni bir soluk getirmek isteyenlerin buluştuğu ortak bir vardır. Bu kişiler çok büyük düşünüp daha başlamadan hayallerini çöpe atmazlar bir kere. İlk eylemleri gözünü dört açarak araştırmak olur. Konu her ne olursa olsun bir durumun yapılabilirliğini test etmek iyi bir başlangıçtır. Ve sonrasında elimize geçen veriler rotamızı çizmemize yardımcı olur. Gerçekten “iyi” şeyler yapmayı ya da “araştırmayı” basite almayı bıraktığımız o gündür gerçek olan. Bu durumdaki bir insan da eleştirel yanını göz ardı etmeden kenarda sadece durarak eleştirenler kervanından kendini kurtarabilir. Aslında kim kimi kurtarıyor tam da emin olamayız. Çünkü insan “iyi” şeyler yapmaya başladı mı onun verdiği hazzı arkadaşlarla gidilen bir mekanda içilen kahve ile bir tutamaz olur. Gerçekten verimle kazanılan değerlerin geri dönüşü ise daha verimli olmaya başlar.

Şimdi ben böyle dedim de fazla mı pembe göründüm gözünüze?

Biliyorum sevgili okuyucu, hayatta pek çok zorluk var. Sayısız türde ve çoklukta…Haklısın. Emeklerimizin karşılığını alamadığımız zamanlar yok mu? Var elbette, var.

Peki gel seninle şöyle oturup konuşalım.

Kabul etmek için dahi önce sorunun nerede olduğunu fark etmek gerekir. Tüm sistemi suçlamayı bıraktığımız o anda yapmaya başlayalım bunu. Hayatın akışına ters değilde bu sefer daha düzenli gidelim. En iyisini isteyelim  en iyisi için mücadele edelim. Ama en iyisi olmadı diye çirkinleşmeyelim. Ne derdim var benim iyi, güzel, çirkinle?

Bak şimdi

………………..burası senin olumsuz cümlelerin için bıraktığım boşluk.

Burası da sorununa  alternatif bir çözüm önerdiğimde ama ile başlayan cümlelerin için bıraktığım boşluk………………

Bu yol ise bilincine yerleşen “ben” algısıyla anlaşma fırsatı veriyor. Nasıl mı?

-Alışkanlıklarıma saygılı olduğum kadar alışkanlıklarım dışında bir hayatım olmasına izin verdiğimde,

-Utana sıkıla da olsa sosyalleştiğimde,                        

-Bir tek dinlenme günüm olan pazar günlerini “iyiliklere” ayırabildiğimde,

-Gözlemlediğimde,

-Bir “merhaba”yı esirgemediğimde,                            

Kendine kattığın değerleri yaşamda faydaya dönüştürdüğün her anında, mükemmel olmak zorunda olmadığını anladığın her anında sende, bende bahsimizin bir kez daha ne olduğunu anlayacağız.

Sana bir fırsat verildiğinde durma, sana fırsat verilmediğini düşündüğünde çağımızın çözümlerini de mutlaka dene ve sen insanlara bir fırsat sun.

Birbirimizi anlamıyoruz sevgili okuyucu ama bizim buluşma noktamızda burası olsun.

Şimdi hepimiz için yeni bir gün.

Üniversitemizde yüz yüze eğitimin üçüncü günü.

Tüm özlemlerin, sevinçlerin ve kederlerin paylaşıldığı zamanlar…Derslere tam giriş yapılmadan, sınav stresi olmadan geçirilen…

Bolu’nun özlem duyulan sokakları varsa  o sokaklarda yürüyen, ailesinin bağrından kopup gelen de  binlerce değerli öğrenci var.

Bolu’ya yeni bir soluk getirecek olan binlerce değerli öğrenci var.                       

Yapılacak bir sürü planlama ve etkinlik var.

Her şeyden önce istek, hareket ve canlılık var.

Bolu’ya kış mevsimi yaklaşıyor gibi hissetmiyor insan. Çünkü Bolu’ya umut veren binlerce emekçi var.

                                                                                                                                                          

Ve bir de

“Sahne sizin”

diye hatırlatan bir ses var.

 

Sevgiyle…