“GASTRO-EKONOMİ”de Yerimiz NE Olmalıdır?..

  • 23.01.2021


Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği( MÜSİAD )ın Genel Başkanı,sevgi dolu kahvaltılar sunan,tüm peynir çeşitlerinde helal gıda sertifakası bulunan “KAANLAR”Gıdanın ortaklarından , Trabzonlu “ABDURRAHMAN KAAN” Bey ; Türk Mutfak Sanatlarının ticarileştirilmesi konusunda yazılı bir açıklama yaptı...

Merkez medyamızdan da bu “MÜSİAD” açıklaması büyük ilgi gördü...

“OKUYORUZ”...

“SALGIN” sonrasına hazırlık anlamındaki bu açıklamanın önemli satırlarını hep birlikte “OKUYORUZ” Dostlar...

Aşçılar...

Bolululular...

Mutfak Sanatçıları...

TURİZMCİLER...

İdareciler...

Siyasiler...

“Dünya bugün geldiği noktada bilginin ve buna bağlı kültürün sürekli bir değişim içinde olduğu bir dönemden geçmektedir. Toplumlar ve insanlar arasında hareket eden sadece bilgi değil, aynı zamanda kültür bileşenleridir. Bugün kültür ekonomilerinin en yaygın olarak geçirgenlik gösterdiği sektör, sinema ve müzik olarak bilinmektedir. Bu alandaki Amerikan baskınlığı yakın dönemde uzak Asya ülkelerinin özellikle genç nesil üzerindeki etkileriyle atağa geçmiştir. Bir kültür ürünü ile bir ülkeden diğerine taşınan sadece bir film ya da müzik, kitap değil; o ülkenin yaşam biçimi, gelenekleri, tarihi yani kısaca kültürel kodlarıdır. Ancak bizler kültür endüstrisindeki bu ihracın ana kalemlerini “audovisüel sanatlar” olarak alırken, aslında çok önemli bir kalemi de göz ardı etmekteyiz: Mutfak sanatları ve ürünleri. Elbette yeme içme alışkanlıklarının bir ülkeden diğerine taşınmasında sinema sektörünün payı yadsınamaz. Çünkü görsel olarak sergilenen mutfak endüstrisi, bir başka ülkede merak uyandırmakta ya da en azından bir yakınlaşmaya neden olmaktadır. Aynı mutfak, ülkenize taşındığı zaman yabancılaşmayı azaltmaktadır. Bunu Amerikan ve Avrupa film ve dizi sektöründe sıklıkla görmekteyiz. Bu yöntemi bizim de özellikle ihraç ettiğimiz diziler aracılığıyla kullanmamız, ileride mutfak ihracatımız için bir ön hazırlık niteliği taşıyacaktır. “ diyorlar...

Ş.Urfa-Birecikli,et lokantaları sahibi, “TÜRES” Genel Başkanı, TRT Belgesel de her Pazar “ŞEFİN ÖZEL KONUĞU”programını da seyrettiğmiz “LOKANTACILIĞIN KİTABINI YAZAN ADAM “olarak da tanıman “RAMAZAN BİNGÖL”ün Komite başkanlığını yaptığı “MÜSİAD”ın “GASTRO-EKONOMİ VE TÜRK MUTFAK SANATLARI”Komitesi hakkında da hep beraber bilgi sahibi olalım mı DOSTLAR...

“ Hedef Sektörler: Hizmetler, tarım ve hayvancılık, eğitim, turizm, medya, dayanıklı tüketim, perakende, gıda Temel amaç (Hedeflenen İş Modeli): İlgili sektörler başta olmak üzere gastro ekonomi çıkış noktasından hareketle markalaşma, şehir ekonomilerine destek verme, turizm kaynaklarını çeşitlendirmek, kırsal dönüşüme yardımcı olma ve gıda pazarını geliştirme çalışmaları için projeler geliştirmek Anahtar kelimeler: Rekabet edebilirlik, markalaşma, kaynak çeşitlendirme, milli ve menşei üretim, kültürel tanıtım, alternatif turizm Gastro-ekonomi, bir yaratıcı ekonomiler konusudur. Mutfak kültürü ve onun etrafında şekillenen ekonomik ve ticari faaliyetler günümüz dünyasında turizmden gıdaya, ulaşımdan hammaddeye kadar yayılan pek çok sektörün odak noktası haline gelmiştir. Türk mutfağı, zengin yemek ve içecek kültürü ile dünya mutfakları arasında ilk beş sıradadır; ancak yeterli tanıtım sağlanmadığı için hak ettiği katma değeri üretememekte ve zengin kültürümüz maalesef yeterli pazarlama ve satış alanı bulamamaktadır. Özellikle bölgesel özelliklerin ve yerelleşmenin ön plana çıktığı günümüz ekonomisinde bölgesel farklılıkların birer markaya ve iş koluna dönüşebileceği en verimli alanlardan biri de gastro-ekonomidir. Bu alan bir ülkenin ekonomi yol haritası için yeni bir hikâye yazmak anlamına gelmektedir. Sadece yemeklerin tanıtımı söz konusu değildir. Bu alanda bir perakendecilik ve pazarlama ağının başlatılması, gıda sektörünün gastro-ekonomi ve yerel mutfakların nihai kullanıcıya ulaştırılması alanında yeniden dizayn edilmesi ve yenilik planlamalarının yapılması, gastro ekonomiye konu mutfağın ve yemeklerin tarihsel arka planlarının araştırılması ve pazarlanması, bu amaçla gastro-diplomasinin başlatılması önemlidir. Turizmin yeni keşif ve kazanç alanı olan gastro-turizm, gelir düzeyi yüksek turistler için tercih nedenidir. Aynı zamanda şehirlerin markalaşması ve kır kentlerin dönüşümü için de önemli bir çıkış noktasıdır. Her şeyin dâhil olduğu turizm paketleri ile Türkiye’nin kişi başına 600-700 dolar kazanabildiği ve ancak yazın sağlanabilen bu turizm gelirleri, gastro ekonomi gibi farklı markalaşma alanları ile süreklilik kazanabilir. Danimarka, sadece balık ve patatesten ibaret mutfağıyla bugün dünya çapında servis ve bayilik düzeyinde kendi mutfağını yurt dışında perakende şekilde pazarlayabilmektedir. Yakın coğrafyalardan temin edilen ürünlerle hazırlanan sağlıklı menüler ve diyet perakendeciliği ile Danimarka bugün “karbon ayak izi bırakmayan gıda ve mutfak” konseptini dünyaya tanıtmış ve bu konsept ile önemli cirolar elde etmiştir. Türkiye’de bu sektörün önü açıktır. Örneğin İspanya, milli gelirinin %8’ini yeme-içme sektörüne harcamaktadır. Bu oran, İtalya’da %7, Türkiye’de ise sadece % 2 düzeyindedir. Bugün ülkemizde 40 üniversitede Gastronomi Bölümü açılmış durumdadır. Ancak burada yetişen elemanların sektöre kazandırılması ve kalifiye elemanların yurt dışına ihracı ile aslında mutfak ve kültür ihracatının (penetrasyonunun) gerçekleşmesi olasıdır. Peru, dünya pazarındaki çıkışını kinoa ile yapmıştır. Aynı özellikleri taşıyan siyez buğdayının hikâyesini anlatmak ve bu ürün ile dünya pazarlarına açılmak olasıdır. Kaymak, pastırma, pestil…

Geçen sene Gaziantep mutfağı, UNESCO yaratıcı şehirler listesine girmiştir. Aynı şekilde Urfa mutfağı da değerlendirilebilir. Göbeklitepe, dünyanın sayılı tarih miraslarından biriyken, sadece tarihsel özellikleri ile sınırlandırılmamalıdır. Urfa Mutfağı ve Göbeklitepe’nin birlikte çalıştırılacağı örnek projeler ile hem şehir ekonomileri desteklenir hem kırsal dönüşüm desteklenir hem de gastro turizm için yeni bir alan açılmış olur.”diyorlar...

KAYNAK.musiad.org.tr EVET Arkadaşlar...

Okurlar...

Konu çok önemli...

Senelerdir,Turizmde “GASTRONOMİ” şehri olabileceğiz mi derken ....

Oyalanırken...

Bu “GASTRO “ EKONOMİ” de”DİPLOMASİ” de Bolunun yeri nedir? Bu çalışmalarda yerimizi nasıl alabileceğiz...

Medyacılar...

Yazarlar...

SİZLERCE? Sene hangi sene ? YOKSA; Akademisyen Ekonomist “Prof.Dr.”ÖZGÜR DEMİRTAŞ”ın da bu günlerde tekrar tartışmaya açtğı “FANATİZM”...

Akılcılık Duygusallık...

Karnı doyurma konularını mı tartışmalı...

GASTRONOMİ ekonomisi karın doyurmaz mı?İstihdama gençlere ilimize ne katar mı? “İNSANLARIN BİR ŞEYİ TUTKUYLA SEVMESİ GÜZEL” de ...

Önce, öncelik ne olmalıdır ? Memleket sevdası mı..

NE ? Selam ve “MUHABBETLE”...

Sıhhat ve “AFİYETLE”...

Saygılarımızla.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Biz Bolulular (www.bizbolulular.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.