• 11.01.2022 18:49

2021 yılının Aralık ayında, Bolu Belediye Başkan Yardımcısı ve Basın Sözcüsü ve de Boluspor Kulübü Başkan Yardımcısı Rasim Özdemir ile Ak Parti Bolu İl Başkanı Suat Güner arasında, karşılıklı açıklamalar yapılmış, bu açıklamalarda, Sayın Güner;

‘Ah be güzel kardeşim, Rasim Özdemir; unutma bir çiçeği yukarı çekerek büyütemezsin. Sabretmek lazım. Çiçeği yukarı çekerek büyüteceğini söyleyenlere asla inanma. Niyet çiçeği büyütmek değil, kökünü çıkartmaktır aslında…’ diyerek ince bir mesaj vermişti.

De

Mesajın ‘Çiçeği yukarı çekerek büyüteceğini söyleyenlere asla inanma’

Ve

Niyet çiçeği büyütmek değil, kökünü çıkartmaktır aslında…’ kısmı her yöne çekilebilirdi.

Sanki

‘Dikkat et’ der gibi.

***

Sayın Rasim Özdemir’den ise Sayın Suat Güner’e cevap gecikmedi.

Kibar bir dil ile dedi ki; ‘…Şair olmuş birisi. Yeni koltuğundan kendine gündem yapıyor. Ama bilmiyor ki, bahsettiği çiçek çoktan büyüdü. O daha buralarda yokken abilerine laf anlatıyordu. Kabak Filizi ile Çınar ağacı hikâyesini bilir misiniz? Ona benzedi bu iş…’

Yani

Sayın Rasim Özdemir, ‘Sen bu siyaset arenasında yokken, ben vardım’ demeye getiriyordu.

***

Karşılıklı yapılan açıklamalar, günlük siyasette unutulur giderdi.

Ama

‘Kabak Filizi ile Çınar Ağacı hikâyesini bilir misiniz?’ ifadesi dikkatimi çekmişti.

Çünkü

Bu ibretlik hikâye, günlük siyasette unutulmayacak kadar değerliydi, bu hikâyeyi bilenler de vardı, bilmeyenler de…

Vazife edindim

Ve

Rahmetli Nasrettin Hocamızın ‘BİLENLER BİLMEYENLER ANLATSIN’ fıkrasından yola çıkarak, bilmeyenleri bilgilendirivereyim dedim.

***

Günlerden bir gün, bir çınar ağacının yanında bir kabak filizlenir. Zaman geçtikçe, kabak, yağmurunda etkisi ile müthiş bir hızla büyür. Neredeyse çınar ile aynı boya geldiğinde ona sorar.

‘Hey çınar, kaç yılda bu boya geldin?’

‘ 50 yılda’ der çınar.

‘ 50 yılda mı?’ diyerek, kibirle güler kabak. ‘Ben neredeyse 2 ayda seninle aynı boya geldim bak!’

‘Doğru’ der çınar.

Zaman geçer, sonbahar gelir. İlk rüzgârlarla beraber kabak üşümeye, yapraklarını dökmeye ve bükülerek aşağı doğru inmeye başlar, endişeyle çınara danışır;

‘Neler oluyor bana çınar?’

‘Telaşlanma, yalnızca ölüyorsun’ der, çınar.

‘Neden?’

Benim 50 yılda sabırla, azimle geldiğim yere, sen 2 ayda başkasının sırtına tırmanarak gelmeye çalıştığın için "

 ***
Bu hikâyeden, gerek siyasi, gerek sosyal ve gerekse ticari olarak büyük anlamlar çıkarmalıyız.

Çünkü

Bu hikâye; ‘Emek vermeden, çabalamadan, gerekli donanımlara sahip olmadan çabuk elde ettiğimiz her şey, aynı hızla yok olabilir’ diyor.

Başka?

‘Çaba göstermeden elde ettiğimiz makamın ya da maddi imkânların gücüne kapılıp kibirlenirsek…

Geldiğimiz yeri daha hazmetmeden, daha da yükseklere çıkayım diyerek, dünyaları ben yarattım havalarına girip, ukalalık edersek, haddimizi ve yerimizi bilmezsek,

Bir bakmışız ki; günün birinde tepetaklak olmuşuz’ demek istiyor.

***

Hikâye deyip geçmeyelim efendim, ders almasını bilelim.

Çünkü

Yaşamış olduğumuz şu hayatta, kabak çiçeği karakterine uygun, o kadar çok insan var ki…

Ülkemiz

Ve

Bu ülkede yaşayanlar ne çekiyorsa, işte bu kabak çiçeklerinden çekiyor.