• 6.02.2017 00:00

 

      1960 yılında başlayan darbelerle ülkemizin Anayasası günümüze kadar hep atanmışlar aracılığı ile değiştirmiştir. Bilindiği üzere 1960 yılını izleyen 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 yıllarında demokrasiye darbe yapan veya ayar veren cuntacılar yeni anayasalar ve anayasalardaki değişiklikleri vesayetçi zihniyetlere yaptırmışlar ve ülkemizdeki siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklara neden olmuşlardır.

      2016 yılı son yarısında MHP lideri devlet bahçeliğinin ortaya attığı sistemin adını koymak ve anayasayı yeniden adı konmamış yönetime eşdeğer yapmak için yaptığı çağrı AK Parti kadrolarınca meclis gündemine alınmış ve referandum sürecine götürülen Anayasa değişiklikleri meclisten geçirilmiştir. MHP liderinin ülkemizin zor dönemlerde düştüğü sıkıntılarda destek verdiği her olumlu politikalara bu defa ülkemizin gelecek yıllarda dünyanın en gelişmiş demokrasi ve ekonomik istikrarını yakalayacağı dönüşümlere imza atması milletimiz tarafından takdirle karşılanacaktır.

      Ülkemiz 1960 yılından bu yana sözde demokrasi adı verilen, çatışmacı, vesayetçi, siyasi ve ekonomik istikrarsızlık sonucunda her seferinde darbe ile sonuçlanan bir sistem ile 50 yıllık süreci yaşamıştır. Seçilmiş güçlü iktidarlar her seferinde çatışmacı ortama sürüklenerek kaos ortamı ile darbecilere terk edilmekte, parlamentolar fesih edilerek yerine istikrar adına darbe yönetimlerine terk edilmekte idi. Ara rejimler ve koalisyonlar ülkemizin ekonomik kalkınmasını baltalayarak gelişmesini önlemekte, kalkınma hızımızı rakip ülkelerin gerisine düşürmekte idi. 1960 yılında bizimle aynı kişi başına milli gelire sahip ve savaştan yeni çıkmış Güney Kore ekonomisi, istikrarsız yönetimlerimiz ve bu bozuk sistemimizden dolayı ülkemiz ekonomik verilerinin 3 katına ulaşmıştır.

      1965 yılında güçlü bir şekilde halk desteği ile iktidara gelen AP bu bozuk sistem dolayısıyla 1971 yılında yönetimden uzaklaştırılmış, koalisyonlar ile 10 yıl idare edilen ülkemiz 1980 yılında darbeci bir el tarafından meclis ve partiler kapatılmıştır. 28 Şubat sürecinde bu bozuk sistem nedeni ile darbeciler yönetime tekrar el koyma cüretinden bulunarakülkemiz insanına zulümde bulunmuşlardır.

      2002 yılında iktidara gelen AK Parti kadrolarına 2007 yılı ortalarına kadar zamanın Cumhurbaşkanı hukuk kimliğini ön plana çıkararak iş yaptırmamış ve ekonomik sistemimiz ve kalkınma hızımızı yavaşlatmıştır. 2007 yılındaki seçim sonrası MHP liderinin devlet adamlığı ile Anayasa Mahkemesinin almış olduğu ucube 367 kararı aşılmış, kriz olarak duran ortada bırakılan Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılabilmiştir. Darbeci kafalar 2008 yılında AK Partiyi kapatma girişiminde bulunmuş, bu zihniyet 2010 yılı referandumu ile büyük bir tokat yemiştir. Hukuk zırvası dediğimiz bu zihniyet 2012 yılı başında MİT Müsteşarı krizi süreci ile hükümete darbe girişiminde bulunmuştur. 2013 yılı Gezi Parkı olayları ve HDP’nin başındaki teröristin teşviki ile aynı yıl Ekim ayındaki ayaklanma ve 17-25 Aralık tarihindeki savcı bozuntularının darbe girişimi yine o dönemdeki başbakanımızın dik duruşu ile atlatılmıştır.

      2014 Mahalli veyine aynı yıl yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimi ile 2015 milletvekili seçimleri bu bozuk sistemden nemalanmaya çalışan ülke düşmanlarının iyi bir şamar yemesine neden olmuş, milletimiz asil duruşunu istikrardan yana ortaya koymuştur.

      2002 yılından beri ülkemizin milli gelirini yaklaşık 4 kat büyütmüş olan bu yönetimin iş başından götürülemeyeceğini gören dış güçlerin maşası olan FETÖ/PDY örgütü devreye sokularak 15 Temmuz 2016 gecesi milletimizin üzerine bomba yağdırmış, hükümetin ve milletimizin dik duruşu ile gerekli cevabı almıştır.

      MHP lideri öncülüğünde yapılan bu Anayasa değişikliği gelecek yıllarda ülkemizin siyasi istikrarını bir daha bozulmayacak şekilde tesis edecek, vesayetçi ve darbeci zihniyetlere geçit vermeyecektir.

      Referandumda oy verecek insanlarımızın son 15 yılda yapılan MEGA projelerini ve 50 yıllık sistem bozukluklarını düşünerek EVET diyeceğini umuyorum. Ülkemizin sağduyu vatandaşları hayır cephesinde yer alan ana muhalefet partisi, HDP, PKK ve FETÖ terör örgütüne karşı gerekli cevabı vereceklerdir.

 

Dr. Hasan Lök

Abant İzzet Baysal Üniversitesi

Öğretim Üyesi