•  

 

 

17-25 Aralık Hukuk Darbesi Sonrası Siyasi İstikrara Dönük

 

 

Özet Yazılarım

 


17-25 Aralık 2013 hukuk darbesini izleyen tarihlerde kronolojik olarak ekonomik istikrarsızlık yaratarak siyasi çalkantı ile ülkemizin hükümetini güçsüz hale getirmeye çalışan zihniyete karşı yazmış olduğum yazıları aşağıya çıkararak hafızalarımızı yenilemeyi amaçlamaktayım. Hukuk darbesi sonrası mevcut AK PARTİ iktidarını devirmeye dönük çaba Mart 2014 Yerel seçimlerde yaşanmış, izleyen Ağustos döneminde çatı aday ile sayınCumhurbaşkanımızın seçiminde dış şer güçler ve Fetö örgütü baş rol oyuncusu olmuş, akabinde 2015 yılındaki 2 milletvekili seçiminde bu güçler ülkemizde algı operasyonu ile ülkemizi siyasi kaosa sürüklemeye çalışmışlardır. 

 

Darbeler ülkelerin onlarca yıl geri kalmasına neden olmaktadır. Türk Dünyasının efsanevi lideri merhum başbuğ Alpaslan Türkeş “En kötü demokrasi en iyi askeri darbeye tercih edilmelidir” diyerek Türk Milliyetçilerine vasiyet niteliğinde tavsiyede bulunmuştur. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat darbeleri ile 27 Nisan E-Muhtırası milletimizin hafızasından silinmeyen bir olgu oldugu için 15 Temmuz darbesi başarılı olamamıştır. 

 

FETÖ/PDY örgütü ilk olarak Şubat 2012 içerisinde MİT krizi ile başını kaldırmış, 2013 Mayıs sonundaki Gezi Parkı olaylarını dış güçler ile tetiklemiş, 17-25 Aralık tarihinde hukuk darbesi ve izleyen 4 seçimde tüm gücü ile AK Parti iktidarını düşürmeye çalışarak ülkede kaos yaratmaya çalışmıştır. 

 

HATAY EKONOMİK RAPOR dergisinde 17-25 Aralık 2013’i izleyen Şubat 2014 ayı yayınlamış olduğum “Ekonomik Kriz, Para Piyasaları ve Güven” isimli makalemde (sahife 58) ülkede hukuksuzluk var diyerek yabancı fonları dışarı kaçırarak döviz kurlarındaki yükselme marifeti ile ekonomik istikrarsızlık çıkarmak ve siyasi kaos yaratma yönünde çabalar olduğunu ortaya koymuştum. Yazımdaki bazı satırbaşlarını sizlerle tekrar paylaşmak istiyorum. “17 Aralık Operasyonu Yabancı para kaçışını ve kurları yükseltmeyi amaçlamaktadır. İş Adamları ve yöneticiler bu algı operasyonunu endişe ile izlemektedirler. Ülkemiz bu oyunu 2001 yılında yaşamış ve ülkemizden 25 milyar $ kaçmış, dolar 65 kuruştan 1.7 liraya çıkmıştır.” Yabancı paralardaki kur artışları 20 bankanın batmasına ve büyük holdinglerin sahibi oldukları bankaların birleşmesine sebep olmuş, reel sektör %35 oranında küçülmüş, yaklaşık 2 milyon insan işsiz kalmıştır. Yazımın devamında “ 17 Aralık operasyonu, para piyasalarında dalgalanmayı ve ekonomik kriz çıkarmayı hedefleyen bir olgudur. Bu operasyonda parmağı olanlar ülkemizin 2001 krizimi tekrar yaşayacağını hedefliyorlarsa özel sektörümüzü ve gelişen ekonomimizi çökertmek istemektedirler. 2013 sonundaki operasyon tek parti ve güçlü hükümet olmasa idi, aynı 2001 krizini beraberine getirecekti. Tek parti hükümeti ülkemizi 11 yıldan bu yana başarı şekilde yönetmektedir. Başbakanımızın iradeli duruşu, dış güven, milli iradenin 30 Mart seçimlerinde ülkeye yapılmak istenen oyunu görmesi ile bozulacaktır.” Para piyasalarındaki oynanan bu oyunu milli iradenin göreceği kanaatini taşımaktayım.

 

Ekonomik Rapor dergisinin Mart 2014 sayısı 54. Sahifesinde seçimlerden bir hafta önce yine “Hatay Bölgesinin Yatırım Eğilimi” başlıklı yazımda “Son 12 yıllık dönemde ülkemizin milli geliri 240 milyar dolardan 820 milyar dolara, kişi başına milli gelirin 3000 dolardan 11.000 dolara sıçradığı ifade edilmektedir.” Bu başarının tek parti iktidarı ile gerçekleştiği belirtilmektedir. Son 12 yıllık dönemde özel sektörümüze verilen teşvik ile 250 milyar dolar yatırım yapıldığı ve 1 milyon 788 bin kişiye iş sağlandığı açıklanmaktadır. Yazı içerisinde Doğu Akdeniz bölgesindeki gelişmeler rakamsal olarak ortaya konmaktadır. Sonuç olarak “Ülkemiz ve bölgemizde son 12 yıldaki yatırım gelişmelerinin gelecek dönemlerde de devam etmesi için ülke siyasetinin koalisyonlara bırakılmaması” önerilmektedir. Yazının devamında “1950 yılından bu yana olan hızlı kalkınma hamleleri Menderes, Demirel, Özal ve Erdoğan’ın tek parti iktidarlarında gerçekleşmiştir.” Denmektedir. Böylece dış şer güçler ile Paralel Yapının ülkemiz yerel seçimlerindeki yapmak istediği yazılarımızda ortaya konmaktadır.

 

Derginin Nisan 2014 sayısında (sahife 56) “Kalkınmışlık, Demokratik Hak Kullanımı ve Yunanistan” başlıklı yazımda Avrupa Birliği üyesi Yunanistan ile ülkemizin ekonomik verileri karşılaştırılmakta, özellikle otoyollarımızın bu ülkeden daha ucuz ve kaliteli olduğu ifade edilerek birlik fonlarından yararlanmadığımız halde gelişmemizin daha iyi olduğu belirtilmektedir. “Yabancı yatırımlar ülke ekonomilerinde istikrar ve güven aramaktadır. 17 Aralık’tan bu yana ülkemizde güven ortamını sarsacak projeler geliştirilmektedir. Gezi Parkı olaylarından bu yana dövizdeki dalgalanmalar bu girişimin göstergeleridir. Yerel seçimler sonrası güven ortamının daha sağlam hale geleceğini, ekonomik kriz beklentisinde olanların hayal kırıklığına uğrayacağını düşünmekteyim. Ülkemizin son 10 yıldaki yaptığı ekonomik hamlelerin büyüyeceğini, Türkiye’nin Avrupa Birliği Üyeliğine ihtiyacının kalmayacağını belirtmek isterim”. Not yazı seçimlerden önce yazılmış, derginin Nisan sayısında basılmıştır.

 

Ekonomik Rapor Dergisi Mayıs 2014 sayısı (sahife 64) “Seçim Sonrası Ekonomik Piyasalar” yazımın girişi “Referandum şekline dönüşmüş olan mahalli seçimler milli iradenin yerel yönetimlere yansıması, ülkemiz demokrasinin AB ülkeleri seviyesine gelmesi bakımından önemli bir süreci beraberinde getirmiştir. 30 Mart seçimleri milli iradenin mevcut iktidara güveni bakımından bir referandum halini almış, ülkeyi 12 yıldan bu yana yöneten AK Parti iktidarına tam destek kabul edilmiştir.” 2002 yılında iktidara gelen AK Parti iktidarı demokrasimizdeki atmış olduğu adımlarla ülkemizin bir hukuk devleti olduğunu tüm dünya ülkelerine kabul ettirmiştir. Mayıs sonundaki Gezi Parkı Olayları, 17-25 Aralık hukuk operasyonları ile demokrasimizin sekteye uğratılma çabalarına karşı milletimizin gösterdiği duruş 30 Mart mahalli seçimlerinin referanduma dönüşmesi ve % 45,5 oy demokrasi karşıtlarına vurulmuş iyi bir tokattır.” Yazının devamında “30 Mart seçimlerinde ekonomik kriz bekleyen Ak Parti iktidarının devrileceğini büyük bir iştah ile bekleyen çevrelere milletimiz iyi bir ders vermiştir.” Yazının devamında “Siyasi iktidar 2023 yılına uzanan yolda önemli bir dönemeci geride bırakarak ülkemizin kalkınmasına önümüzde yıllarda yeni ivmeler katacaktır. Üçüncü köprü, Kanal İstanbul, 3. Havalimanı, bölünmüş otoyollar, boğazın altından geçecek olan tüp geçit, kentlerimizin dönüşümü gelecek günlerin daha güzel olacağının habercisidir.” 2023, 2053, 2071 hedefleri tek parti iktidarının yönetimde kalması ile mümkün olacaktır. Seçimlerde ortaya konan irade ülkemizde ekonomik krizlerin olmamasını, kendisini yönetecek kadroların kendisine oy veren kişilere sahip çıkması ile başarılacaktır.”

 

Derginin Ekim 2014 sayısının 64 sahifesi “Suriye ve Irak Krizi, Seçimler ve Bölgemiz Ekonomisi” ismini taşımaktadır. Bu yazımızda Ortadoğu petrolü, bölgemizdeki gelişmeler, PKK terörüne atıf yapılarak güçlü bir Türkiye vurgusu yapılmaktadır. Güney sınırlarımızdaki gelişmeler ve Hatay ekonomisi değerlendirilmekte ve Mahalli seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası ülkemizin iyi yolda ilerlediği ifade edilmektedir. İki büyük seçimi geride bırakmış olan ülkemiz insanı çok şükür siyasi ve ekonomik buhran çıkarabilecek tercihlerde bulunmamış, olgunluk içerisinde yerel yöneticilerini ve Cumhurbaşkanımızı seçmiştir. Bu demokrasi deneyimi ülkemizin insanlarının vakur, ne yaptığını bilen ve krize geçit vermeyen, ülkesine sahip çıkma iradesinin iyi bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir. 2015 seçimlerinin bu yıl gerçekleştirdiğimiz seçimlerin olgunluğunda geçmesi beklenmektedir. Mevcut hükümet 13 yıllık tecrübe dolayısıyla seçim ekonomi uygulamayacaktır. Ortadoğu yöresindeki savaşların bir an önce bitirilmesi, yükselen ekonomimizin daha sağlıklı gelişmesi dileğimizdir.”

 

15 Temmuz darbe girişimi öncesi 2015 yılı milletvekili seçimleri ve diğer görüşlerimi yansıtan yazmış olduğum özet yazılara gelecek yazımda devam edeceğim.