• 30.06.2016 00:00



İkinci dünya savaşı sonrası kutuplaşmaya giden dünyamızda batı blokuna dahil olan ülkemiz liberalleşme eğilimleri ile kurumlarını özel sektör ve yabancı sermaye temelini esas alarak 1950 yılından sonra demokrat parti iktidarı ile dizayn etmeye başlamıştır. 1940’lı yılların başında kurumlarımızın ihtiyacı olan eğitimli insan kaynağımız İstanbul ve Ankara’da bulunan 3 üniversitemizde yetiştirilmekte idi. Bu üniversitelere 1970 yılının başlarına kadar 6 üniversite daha ilave edilerek üniversite sayısı ülkemizde 9’a çıkmıştır. 1982 yılında düzenlenen Yüksek Öğretim Yasası kapsamına 1970 yılının başında 10 civarındaki Mühendislik ve Mimarlık ile İktisadi ve Ticari ilimler Akademileri ve 5 adet Yüksek Öğretmen Okulu ve çok sayıdaki Eğitim Enstitüleri sayıları da ilave edilerek üniversite sayısı 22’ye çıkmıştır.


Bugün sayısı 200 bulan üniversitelerimizin 130 tanesi 2007 yılından sonra Ak Parti hükümeti ve onun seçtiği eski Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül zamanında (2000-2007 arasındaki engellemelerin sona ermesinden sonra) kurulmuştur. Ülkemizdeki bu 200 civarındaki üniversitenin 104 adedi devlet, kalan kısmı özel vakıflar eliyle kurulmuş üniversitelerdir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kurucusu olduğu AK Partinin iktidara geldiği 2002 yılında hedef olarak koyduğu ve gerçekleştirdiği her ile bir üniversite projesi meyvelerini vermeye başlamıştır. Ülkemizin tüm illerine yeni kurulmuş olan üniversitelerimiz filizlenerek fiziki ve akademik altyapısını tamamlamıştır. Bu üniversiteler küresel anlamda yakın coğrafyamızdaki insanların eğitimine katkıda bulunmaya ve kalkınma hamlesine önemli katkılar sağlamaya başlamıştır.


200 civarındaki üniversitelerimizde 5.5 milyon gencimiz öğretim görmekte, bu öğrencilerin % 25’i ön lisans, % 70’i lisans ve % 5’i lisansüstü eğitim yapmaktadır. Üniversitelerimizde 140 binin üzerinde öğretim elamanı ve 120 bin civarında idari personel istihdam edilmektedir. Öğrenci başına öğretim elemanı sayısı 21 kişi civarında bulunmakta olup bu oran gelişmiş ülke seviyesine ulaşma noktasında bulunmaktadır. Öğrencilerin 360 bin kişisi vakıf üniversitelerinde öğrenim görmekte olup bu sayı vakıf üniversiteleri lehine hızlı bir gelişme göstermektedir. Vakıf üniversitelerimizin büyük bir çoğunluğu İstanbul’da olmak üzere Ankara, İzmir, Gaziantep, Adana, Kayseri gibi illerimize dağılmış bulunmaktadır.


Üniversitelerimiz 2015 rakamları ile 50 bin civarında yabancı öğrenciye ülkemizde başta Türkçe olmak üzere çeşitli dillerde eğitim vermektedir. Ülkemizde son on beş yılda eğitim alan yabancı öğrenci sayısı 15 bin sayısından50 bin sayısına çıkarak 3 katın üzerinde artış göstermiştir. Tüm dünya ülkelerindeki yabancı öğrenci sayısı 4.5 milyon civarında olup ülkemizin almış olduğu öğrenci sayısı % 1 civarında bulunmaktadır. 2020 yılında dünya içerisindeki yabancı öğrenci sayısı 8 milyon rakamına ulaşacaktır. Ülkemiz üniversitelerinin bu alanda yapacağı çok şey bulunmaktadır. Yabancı öğrenci çekimi, kültürel değişim ve ülkemizin tanınması yönüne eş değer olarak döviz kazandırıcı özelliği olan bir olgudur.  


Üniversite tercih edecek genç kardeşlerimizin tercihlerinde üniversite web sahifelerini inceleyerek akademik altyapı (öğretim elemanı, öğretim üyelerinin CV’leri, akademik çalışmaları, yayınları, üniversite sanayi işbirliği, yabancı yayın sayıları, makale sayıları ve öğretim elemanlarının yetkinlikleri), fiziki altyapı, şehirlerin sosyo kültürel durumu gibi etkenleri birinci derece de ele almalarını düşünmekteyim.


Küreselleşme sürecine entegrasyonu sağlama çabasında olan ülkemizde yabancı dilin ve teknolojinin kullanımı ön plana çıkmış bulunmaktadır. Genç kardeşlerimiz meslek seçiminde dünyada ihtiyaç duyulan meslekleri iyi araştırmak durumundadır. Gençlerimiz küreselleşme olgusu içerisinde ülkemizde veya dünyanın herhangi bir yerinde çalışma hayatına atılacağı düşüncesi ile dünyanın ihtiyaç duyduğu meslekleri araştırarak tercihlerini yapmalıdır. Bilişim sektöründen, güvenlik, gıda, turizm, tasarım, sosyal bilimler, mühendisliklerin çeşitli türlerine göre tercihlerini yaparken Çince başta olmak üzere Rusça, İspanyolca, Almanca dillerini İngilizce ile birlikte öğrenmeleri durumunda dünyanın her yerinde mesleklerini icra edecek kurumlar bulabileceklerdir.


Genç kardeşlerimizin üniversite tercihleri ile başlayan meslek seçiminde eğitim ve öğretim süreleri sonrasında da bilginin 18 ay gibi kısa bir sürede eskidiği ve yenilenme gereğini göz ardı etmemelerini önermekteyim.


Üniversite sınavlarına girerek tercih yapacak genç kardeşlerimize atacakları bu adımın hayırlı uğurlu olmasını, istedikleri üniversite ve mesleklere yerleşeceklerini ümit ederek, başarılar diliyorum.