• 24.06.2016 00:00


                Avrupa Birliği, ikinci dünya savaşı sonrası 1950’li yılların ortalarında 5 Batı Avrupa ülkesinin Kömür-Çelik Birliği olarak kurduğu dünyanın en büyük bölgesel örgütüdür.Birlik, 1960 yılı başından itibaren Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ismi ve 12 üye ile 1990 yılı başına kadaramaçları doğrultusunda kurumsal örgütlerini de tamamlayarak işlevini sürdürmüştür. Sovyet blokunun 1990 yılı sonrası dağılması ile Topluluğun ismi bugünkü şeklini alarak Doğu Avrupa ülkelerini de içerisine alacak şekilde genişlemiştir. Doğu Avrupa ülkelerinden birkaç ülke hariç birliğe üye olarak alınmayan ülke kalmamıştır.


                Türkiye Avrupa Ekonomik Topluğuna 1960’lı yılların ilk yarısında girmeye karar vermiş ve Ankara anlaşması ile adaylık yolunu başlatmıştır. 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 yıllarındaki darbeler ile yapılması gereken hukuki ve ekonomik alanlardaki düzenlemelerin gecikmesi ile ülkemiz bu girişiminde Yunanistan ve Doğu Avrupa ülkelerinin gerisine atılmıştır. Yunanistan 1967 albaylar darbesi sonrası 13 senelik gecikme ile 1980 yılının başında Topluluk bünyesine alınmış ve Avrupa fonlarından yararlanarak altyapısı ve ekonomisini düzeltmiştir.


                Türkiye 1980 sonrası Özal önderliğinde ekonomik reformlarını gerçekleştirerek topluluğa üyelik kabulü için 1987 yılında başvuru yapmış, bu müracaattan bir sonuç alamamıştır. Tansu Çiller hükümeti döneminde bir başlangıç olarak 1996 yılında Gümrük Birliği anlaşması ile Avrupa Birliği’ne ilk adım atılmış, daha sonra Doğu Avrupa ülkeleri tek tek birliğe dahil edilmiş maalesef ülkemiz ile ilgili bir gelişme olmamıştır. 2007 yılında Ak Parti hükümetinin başvurusu ile birlik, ülkemize yol haritası çizerek ucu açık bir görüşme ile örgüte alınmamız yönünde irade ortaya koymuştur. Ülkemizin 53 yıllık Avrupa Birliği serüveni halen ümitsiz bir şekilde sürmektedir.


                Avrupa Birliğinin ekonomik ve siyasi kurumları ile tek devlet olma yolunda ilerlemesi İngiltere’nin 23 Haziran 2016 tarihinde yapmış olduğu referandum ile sekteye uğramış bulunmaktadır. Referandumda İngilizlerin % 52’si birliğe hayır, % 48’i birliğe evet demiştir. Geçmişe bakıldığında İngiltere tek para birimi olan EURO’ya girme kararı ve kendi para birimi olan POUND’u kullanmayı sürdürmesi çatlağın ilk işareti olarak değerlendirilmekte idi. İngiltere’nin birliğe hayır demesi sonrası başta Hollanda olmak üzere bazı Kuzey Avrupa ülkeleri de ülkelerini referanduma götürme yönünde işaretler vermektedirler.


              Bu eğilimler Avrupa Birliğinin sonu olur mu, bunu bilmek ve tahmin etmek doğrusu cevabı zor bir konudur. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da yüksek sesle belirttiği ve haklı olarak “Birliğin Hıristiyan birliği olduğu ve Türkiye’nin birliğe Müslüman kimliği dolayısı ile alınmadığı” gerçeği de bugünlerde tartışılması gereken konulardan birisidir.


                İngiliz halkının birlikten ayrılma kararı önümüzdeki 3 yıllık sürede gerçekleşmiş olacaktır. Bu karar Avrupa Konseyi ve birliğin çeşitli kurumsal örgütlerine götürülecek ve ayrışma tamamlanmış olacaktır. Uluslararası siyaset bilimcilerinin yapmakta olduğu yorumlarda İngiltere’ninAvrupa Birliğine imtiyazlı ortak olarak devam edeceği yönündekigörüşleri de ayrıca tartışılması gereken bir konudur.


                Bugün itibari ile referandum sonucu hayırcılar tarafında olan mevcut başbakan Cameron istifa ederek, bu sürecin yeni başbakan ile devam etmesi yönünde açıklamaları bulunmaktadır. Bu karar İngiltere’nin demokrasinin beşiği olduğu gerçeğini de bir sefer daha perçinlemiş olmaktadır.


                İngiltere 3 milyar dolarlık gayrisafi milli hasılası ile ekonomik bakımdan dünyanın 5. büyük ülkesidir. İngiltere 1.4 milyar dolarlık yabancı yatırımı ülkesinde barındırmakta, yurtdışında ise 1.5 milyar dolarlık dış yatırımları ile dünyanın en büyük bir küresel oyuncularından birisidir. İngiliz halkının almış olduğu bu kararın ekonomik etkileri para piyasalarında etkisini göstermeye başlamıştır. Bu karar siyasi ve ekonomik bakımdan dünyadaki bazı dengeleri de değiştirecektir.


                Türkiye dış ticaretinin % 50’lik kısmını Avrupa Birliği üyesi ülkelerle yapmaktadır. Birlik içerisinde en büyük ortağımız Almanya’dır. Birlikten ayrılma kararı veren İngiltere ise dış ticaretimizde 16 milyar dolarlık bir hacim ile önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye İngiltere’ye 10 milyar dolar ihracat yapmakta, 6 milyar dolar civarında bu ülkeden ithalat yapmaktadır.


                İngiltere, ülkemize yaklaşık 2500 firma ile toplam 1.3 milyar dolar doğrudan yatırım yapan Avrupa ülkelerinin başında gelmektedir. Ülkemiz İngiltere’ye başta tekstil, makine sanayi, motorlu araç, otomotiv yan sanayi ve demir-çelik sektörlerinde ihracat gerçekleştirmektedir. 


                İngiltere’nin birlikten ayrılma kararının hemen arkasından bu kararın ekonomimiz ve ihracat yapan sektörlerimize olumlu etkileri olacaktır yorumlar yapılmaktadır. Bu yorumların henüz erken olarak karşılanması gerektiğini düşünmekteyim.


                Avrupa Birliği serüvenimiz ve birliğin dağılma sürecine girmesi yönündeki eğilimlerin önümüzdeki günlerde daha çok tartışılacağı bir konu olacağını da ayrıca belirtmek isterim.


                Ramazan bayramının bölgemiz ve ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum.