• 14.02.2016 00:00


PKK 1984 yılında başladığı eylemlerine 2015 yılı Temmuz ayına kadar aralıklarla devam etmiştir. Terörün şekli 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra değişmiş, teröristler kırsaldaki eylemlerini şehirlere yönlendirmiş, güvenlik güçlerimiz bu hainlere gerekli cevabı hızlı bir şekilde vermeye başlamış ve yaklaşık 40 senelik terörü sonlandırma noktasına getirmişlerdir.

Terör, toplumu yıldırarak ve korkutaraksiyasal bir ideolojiyirealize etmek amacıyla bir örgüt tarafından şiddet eylemleri uygulanması olarak tanımlanabilir. Bu anlamda terör örgütleri yaptıkları şiddet eylemleri ile gündelik hayatın felç etmeyi ve toplumun ayakta kalma gücünü kırmayı amaçlamaktadırlar. Dolayısıyla terör örgütleri için şiddet, mesajın kendisidir ve uyguladıkları şiddet aracılığıyla bireyleri, toplumları, devletleri ya da uluslararası örgütleri belli politikaları uygulamaya ya da uygulamamaya zorlamaktadırlar. Terör örgütlerinin temel amacı gelir elde etmek olmasa da uygulayacakları şiddet eylemlerini fonlamak, örgüte eleman kazandırmak ve lojistik destek sağlamak için mali desteğe ihtiyaç duymaktadırlar.Diğer suç örgütlerinden farklı olarak terör örgütleri topladıkları fonları siyasal ideolojilerini gerçekleştirmek için uygulayacakları şiddet eylemlerini finanse etmek amacıyla kullanmaktadırlar.

Terör örgütleri, faaliyetlerinin finansmanında kullanılan fonların gerçek sahiplerinin kimliğinin gizlemek ve yasal takiplerden korumak için çeşitli yöntemler uygulamaktadır.

Terörün finansman kaynakları; aidat ve bağışlar, sivil toplum örgütlerinin kullanılması, örgütsel yayınlardan elde edilen gelirler, dış destekler, sosyal etkinlikler, uyuşturucu kaçakçılığı, fidye alma, haraç toplama, insan kaçakçılığı gelirleri ve sahtecilik olarak ortaya çıkmaktadır. PKK terör örgütü bu sayılan kaynakların tamamını kullanmakta, özellikle uyuşturucu kaçakçılığı, 30 yıldan bu yana yurt dışına (özellikle Avrupa ülkelerine) gönderdiği teröristler kanalıyla o ülkelerden himaye görmekte ve oradaki insanlarımızdan haraç toplamaktadırlar.

Ülkemiz terörün önlenmesi için 1999 yılında Birleşmiş Milletler nezdinde hazırlanmış olan “Terörizmin finansmanının önlenmesine ilişkin Uluslararası Sözleşmenin onaylanması kanunu”, suç gelirlerinin önlenmesi hakkında kanun, terörle mücadele kanunu, Terörün finansmanının önlenmesi kanunlarını çıkarmış ve uygulamaya koymuştur.

Körfez krizi ile Irak’ta başlayan devlet boşluğu 2003 yılında daha ağır bir hale gelmiş, 2010 yılında başlayan Arap Baharı konsepti içerisinde Suriye’deki gelişmeler ülkemizi etkileye başlamıştır. Ülkemiz PKK terörü yayında bu iki ülkeden sığınmacı olarak gelen insanlar içerisine sızmış olan teröristlerle de mücadele etmeye başlamıştır. Üstüne üstlük Suriye’nin kuzey doğu bölgesinde Urfa-Mardin ağırlıklı sınır boylarımızda PYD terör ev DAİŞ terör örgütleri ile de mücadele etmeye başlamıştır.

PYD ve DAİŞ terör örgütleri kuzey Irak ve ülkemizde faaliyet gösteren PKK ile işbirliği yapmakta, silah ve insan takviyesini Güneydoğu illerimizdeki bazı ilçelere aktarmaktadır. Kahraman güvenlik güçlerimiz bu örgütlerin elemanlarını inlerinden çıkararak bunlara gerekli derslerini vermektedirler.

Türk milleti binlerce yıldan beri Orta Asya’dan başlamak üzere başta Anadolu’muz olmak Avrupa, Afrika gibi kıtalarda devletlerimizi kesintisiz sürdürmüştür. Başta Cumhurbaşkanımızın,  hükümetimizin kararlı tutumu ile güvenlik güçlerimiz dirayeti bu belanın üstesinden kısa sürede gelmiş olacaklardır.

30 yıllık dönemde çeşitli kaynakların belirttiği gibi 500 milyar doların üzerindeki teröre harcanan kaynak ile ülkemizin cennet köşesi olan Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerimiz gelişmişlik bakımından Avrupa ülkelerinin seviyesinin üzerine çıkarılabilirdir.

Teröre harcanan kaynakların ekonomiye aktarılması halinde halen 10 bin doların üzerinde olan kişi başına milli gelirimiz 20-30 bin dolar seviyesinde olurdu. Ülkemizin güçlü bir ekonomik yapısı olması, son on beş yıldaki siyasi istikrar, mevcut hükümetin ve cumhurbaşkanımız dirayetli yönetimi, geçmiş dönemlerde % 100’lere yaklaşan enflasyonu tek haneli rakama düşürmüş, kişi başına milli gelirimiz 3 bin dolarlardan 10 doların üzerine çıkmıştır. İşsizlikte azalma, kalkınma hızının son iki yıl hariç % 6-8 gibi yüksek büyüme hızı ile seyretmesi, yabancı yatırımcıların ülkemize gelmesine neden olmuş, ekonomimiz bu terör belasına rağmen iyi bir seyir izlemiştir.

Bolu’da ve ülkemizin her yerinde 15 yıllık dönemde ortaya çıkan dev altyapı yatırımları, üretim tesisleri, hizmetler sektöründeki devasa işletmeler, ekonomimizdeki görülen canlılık siyasi istikrarın bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Terör belasının başımızdan atılması sonucunda teröre harcanan kamu payları kalkınmamızda itici güç olacaktır.

Kahraman güvenlik güçlerimizin terör örgütlerine kısa bir sürede derslerini vereceğini umuyor, ekonomimizdeki geçtiğimiz yıllardaki % 8 civarındaki büyümenin tekrar yakalanacağını ve ülkemizin küresel anlamda devam eden oyunculuğunun daha ileri boyutlara taşınacağını diliyoruz.