• 7.06.2010 00:00

Turizm sektörü, hizmetler sektörünün alt iş kollarından birisidir. Dünyadaki gelişme tarımdan, sanayiye ve hizmetler sektörüne doğru gelişme göstermektedir. Tarım toplumları, sanayi toplumuna, sanayi toplumları da bilgi toplumuna geçmektedir. Dünyadaki gelişmiş olan toplumların bu değişim eğrisi, gelişmekte olan ülkelerde de aynı paralelde gerçekleşmektedir.

Türkiye gelişmekte olan bir ülke olarak gelişmişlik düzeyi olarak dünya ülkeleri içerisinde 18. sırada yer almaktadır. Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yılı olan 2023 yılında ülkemizin hedefi dünyadaki ilk 10 ülke arasına girmektir. Türkiye 1980 yılına kadar karma ekonomi modeli ile devlet eliyle sanayisini geliştirmeye çalışmış, 1980 yılından sonra ise özel sektör öncülüğünde büyümesini ve sanayileşmesini tamamlamaya çalışmıştır. 1980 sonrası alınan ekonomik önlemler paketleri ile bilgi toplumu haline gelme yolunda büyük çabalar göstermiş, bu paralelde başta ihracat olmak üzere bankacılık, turizm iş kollarında önemli başarılar göstermiştir.

19 Nisan 2010 tarihinde Abant İzzet Baysal Üniversitesinde Turizm haftası dolayısıyla yapılan panelde Prof. Dr. Mustafa Kara, Koru Motel, Abant Palace, Termal Otel, Kartalkaya Otellerinin genel müdürleri ile birlikte “Bolu Turizminin Geleceğini” masaya yatırarak, ilde yapılması gerekenleri sektör temsilcileri ile birlikte değerlendirme fırsatı bulduk. Toplantıya Valimiz, Belediye Başkan Vekilimiz, Rektör Vekilimiz, öğretim üyesi arkadaşlarımız, valilik daire müdürlerimizin konuk olduğu 200’ün üzerinde dinleyici kitlesi katılmış, çok sayıda sorular ile konuşmacılar ile dinleyiciler arasında fikir jimnastiği yapılmıştır. Bölge insanının ve sektör temsilcilerinin sorularının şahsımı ve diğer konuşmacıları zorladığını, konuya değişik açılardan yorum getiren ve bölgenin ekonomisine sahip çıkan kişileri görmekten büyük zevk aldığımı burada ifade etmek isterim.

2010 yılına girdiğimiz bu dönemde dünya nüfusunun 950 milyon kişisi uluslar arası turizm hareketine katılmakta, merak, kültür, eğitim, sağlık vb. nedenlerle başka ülkelere gitmektedir. Seyahat edenlerin sayısı dünya nüfusuna göre yaklaşık % 15-20 civarındadır. Yani her 5 kişinin 1 kişisi başka ülkelere seyahat etmektedir.

Türkiye 950 milyon seyahat eden kişiden 30 milyonu kişisini ancak kendisine çekebilmektedir. Seyahat eden kişilerin seyahat amaçlarını incelemeye aldığımızda büyük bir kısmı merak, kültür, sağlık sebebiyle su aktiviteye katıldığını gözlemlemekteyiz.

Ülkemiz tarihi zenginlikleri, doğal güzellikleri, denizi, güneşi, termal kaplıcaları ile çekim merkezi olabilecek seviyededir. Bu artı değerler, dünya ülkeleri içerisinde sıralamaya çalışıldığında en ön sıralara yerleşebilmektedir. Turizm hareketleri için yukarıdaki saymış olduğumuz kaynakların yanında tesis ve eğitimli insan kaynaklarına da ihtiyaç bulunmaktadır.

Türkiye 1980 yılında 50 bin olan yatak kapasitesini 30 sene içerisinde 650 bin adede çıkarmıştır. Bu gelişme eğitimli turizm personeline de yanmış, orta öğretim kurumlarında ve yüksek öğretim kurumlarında çok önemli gelişmeler yaşanmıştır. 1980 yılında 3 adet olan Otelcilik ve Turizm Lisesi sayısı 80 civarına çıkmış, yüksek öğretim sayısı 2 adetten 30 adet 4 yıllık fakülte ve yüksek okul ile 100 civarında 2 yıllık meslek yüksek okuluna çıkmıştır.

Ülkemize gelen turist sayısının yarısını İstanbul ve Antalya illeri ağırlamaktadır. Bu illerimizdeki yatak kapasiteleri ve eğitimli iş gücü gelen turistlere cevap verecek seviyede bulunmaktadır. İzmir, Muğla, Kapadokya, Ankara gibi merkezler ikinci derecede turist çeken illerimizdir.

Bolu ilimize gelen yabancı turist sayısı 32 bin, yerli turist sayısı 280 bin kişidir. 2009 yılında Sayın Dış İşleri Bakanımızın gayretleri ile komşularımıza ve komşularımızın bize uyguladığı vizenin karşılıklı sona erdirilmesi ile birlikte gelen turist sayısında 2010 yılından itibaren çok büyük artış olacağı tahmin edilmektedir. Hali hazırda ilimizde işletme belgeli konaklama tesislerin yatak kapasitesi 3200 adettir. İç turizme hizmet eden ilimizin, İstanbul ve Ankara’da artan sempozyum ve paneller dolayısıyla iç turizm hareketini başa baş karşılayan tesislerimize ek yatırım gerekli olacaktır.

İç turizm hareketinde ilimizin en önemli sorunlarından bir tanesi geceleme oranın yükseltilmesi ve iç turizme katılan kişilerin bölgede daha uzun süre geceleme yapmasının yollarını aramamız yararlı olacaktır. Bolu’nun turizm’de marka olması için 5 yıldızlı konaklama tesislerine entegre olabilecek turizm çeşitlendirmesi yapması zorunluluk olarak görülmektedir. Konaklama tesisleri yönetimleri, kendileri ile entegre olabilecek şu 3 hususun üzerinde durmaları yararlı olacak düşüncesindeyim.

Gerede sahip olduğu deri potansiyeli ile hediyelik saraciye işkolu ile ülkemizi beslemektedir. Mengen yemek türleri ve aşçıları ile ülkemizin tüm otellerinde 30 milyon yabancı turiste hizmet vermesinde büyük rol oynamaktadır. Çin, Türkistan’dan başlayan ipek yolu Horasan, Doğu Anadolu ile-Mengen-Göynük-taraklı hattından geçmektedir. Burada bulunan konakların restorasyon işlemleri, ülkemizin turizm stratejisinde gündem maddesidir.

Bölge turizminin çeşitlendirilmesi, 5 yıldızlı mevcut otellerimizle birlikte yukarıya çıkardığımız 3 önerinin birleştirilmesi ile daha anlamlı hale gelebilecektir. İpek yolu konaklarının restore işlemleri için 5 yıldızlı otellerimizin yönetimlerinin proje, pazarlama, finansman alanlarında desteği, yeni yatak kapasiteleri yaratacak, geceleme oranları bu bölgelerdeki gezi ve konaklama ile artacaktır.

Mengen’de ve diğer yörelerdeki Yerel Yemeklerin ve hazır yiyeceklerin satışı bu otellerdeki geliri artıracak, Gerede saraciye sektörünün otellerdeki alışveriş standlarında pazarlanması turizm gelirlerini artıracaktır.