BİR HİKAYE BİR KUTLAMA

  • 14.01.2011 00:00

 

Mahkeme salonunda 80 yaşlarındaki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı...

Adam inatçı bakışlarla, suskun ninenin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözlerini ve bakışlarını süzüyordu. Hakim tok sesiyle, yaşlı kadına: “Anlat teyze, neden boşanmak istiyorsun?”

Yaşlı kadın derin bir nefes çektikten sonra, başörtüsüyle ağzını aralayıp kısılmış sesiyle konuşmaya başladı: “Bu herif yetti gayri, 50 yıldır bezdirdi hayattan...”

Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda... Sessizlik, bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu. Kimbilir, nasıl bir manşet atacaklardı yaşanmış 50 yılın ardından. Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı.Kadın neler diyecekti? Herkes onu dinliyordu.

Yaşlı kadının gözleri doldu ve devam etti: “Bizim bir sedef çiçeği vardı çok sevdiğim... O bilmez... 50 yıl önceydi. O çiçeği bana verdiği çiçekler arasından kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm.Yavrumuz olmadı, onları yavrum bildim. Bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. O zaman adak adadım. Her gece güneş doğmadan önce bir tas suyla sulayacağım onu diye... İyi gelirmiş derlerdi... 50 yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp bu çiçeği bir de ben sulayayım demedi. Ta ki geçen geceye kadar... O gece takatim kesilmiş uyuyakalmışım... Ben böyle bir adamla 50 yıl geçirdim. Hayatımı, umudumu, herşeyimi verdim. Ondan hiçbir şey görmedim. Bir kerecik olsun benim bildiğim görevlerden birini yapmasını bekledim. Onsuz daha iyiyim yemin ederim.”

Hakim yaşlı adama dönerek, “Diyeceğin birşey var mı baba?” dedi. Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle hakime yöneldi. Tane tane konuştu: “Askerliğimi Reisicumhur Köşkü’nde bahçevan olarak yaptım. O bahçenin görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim. Fadime’mi de orada tanıdım. Sedefleri de... Ona en güzel çiçeklerden buketler verdim. İlk evlendiğimiz günlerin birinde, boyun ağrısı nedeniyle onu hekime götürdüm. Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa, boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir dedi. Her gece uykusunu bölüp uyansın, gezsin dedi. Hekimi pek dinlemedi bizim hatun. Lafım geçmedi... O günlerde tesadüf, bu çiçek kurumaya yüz tuttu. Ben ona “Gece çiçek sularsan geçer” dedim. Adak dilettim. Her gece onu uyandırdım ve onu seyrettim. O sevdiğim kadını, yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim. Her gece, o çiçek ben oldum sanki” dedi adam.

O yaştaki adamdan beklenmeyecek ifadelerle ve devam etti: “Her gece o yattıktan sonra uyandım, saksıdaki suyu boşalttım. Sedef, gece sulanmayı sevmez Hakim bey. Geçen gece de yaşlılık. Ben de uyanamadım, uyandıramadım. Çiçek susuz kalırdı ama kadınımın boynu azabilirdi. Suçlandım. Sesimi çıkartamadım.” O gazeteciler dahil mahkeme salonundaki herkes ağlıyordu.

                                            *             *             *

Nedense biz erkekler çoğu zaman sevgimizi dışa vurmada yetersiz kalır  ve bundan dolayı da ilgisiz olmakla suçlanırız.

Sevgide cömert ama sevdiklerimizi kırmada cimri olalım!

                                *          *          *

Bu arada ;

Hayat arkadaşım , Sevgili eşim,

Yaşın uzun olsun .

Duygularını kaleme alan biriyle evli olunca

Bu seneki doğum günü kutlaması da

böyle olsun.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Biz Bolulular (www.bizbolulular.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız