KIBRIS

  • 10.03.2012 00:00

 

      2008 yıllından bu yana KKTC (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti)’de yaşıyorum. Bu yazıda çok ayrıntıya girmeden bu küçük ülkeden söz etmek istiyorum.

 Osmanlı Devleti 1571’de Kıbrıs’ı sınırları içine kattı. O zaman adada Rum, Arap, Ermeni, Venedik, İtalyan, Mısır, Maronit, İbrani gibi etnik kökene sahip insanlar yaşıyordu. İlerleyen yıllarda Anadolu’nun çeşitli yerlerinden Türk, Kürt, Alevi, Ermeni, İbrani vb. kökene sahip halklardan buraya göçler oldu. 1600’lü yıllarda adada 200 bin kadar kişi yaşıyordu. Bu nüfusun çoğu Rum ve Türklerden oluşuyordu.

 Osmanlı Devletinde ırkçılık yoktu. Yani bu devlette her ırktan kişi yaşamaktaydı.

1699 yılında imzalanan Karlofça Andlaşmasından sonra 14 milyon kilometrekarelik büyüklükteki Osmanlı küçülmeye başladı. Koca imparatorluk 200 yıl içinde tam 20 kat küçülerek çöktü.

1876 yılında İngilizler hile ile Kıbrıs’ı işgal etti. Bu işgal 1950’ye kadar sürdü.

19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtuluş (bağımsızlık) mücadelesini başlatan M. K. Atatürk 29 Ekim 1923’te 786 bin kilometrekarelik yeni devleti kurdu.

1950’de İngilizler Kıbrıs’ın yüzde 5’lik toprağını askeri üs olarak kendilerine bırakıp çekildiklerinde Rumlar ve Türkler birbirine düşmeye (çatışmaya) başladılar. Rum – Türk çatışmaları 1974’e kadar sürdü. Türk ordusu Barış Harekatını yaparak adayı ikiye böldü. Güneydeki Türkler kuzeye, kuzeydeki Rumlar güneye geçerek iki ayrı devletli yapıya doğru bir gidiş oldu.

Kuzeye geçen 100 bin kadar Türk toplumu 1983’te KKTC’yi ilan etti. Bu ülke maalesef Türkiye dışında hiçbir ülke tarafından tanınmadı…

Yıllar boyunca çatışan Türkler ve Rumların yeniden bir araya gelmesi, barışması, ortak devlet kurması için 2004 yılında Kofi Annan tarafından hazırlanan uzlaşma planı halkoyuna sunuldu. Oylamada Türkler evet Rumlar hayır dediği için proje çöpe gitti.

2005 yılından bu yana Türk ve Rum tarafı yeniden birleşme görüşmeleri yapmaya başladı. Aradan geçen 7 yıl içinde ne yazık ki ortak bir zeminde buluşulamadı. Zira Rum tarafının dayattığı şartlar kabul edilebilir nitelikte değil. Rumlar özet olarak anlaşma için şunları istiyorlar:

- 1974’ten sonra adaya göç eden 100 bin kadarlık Türkiye vatandaşı geri dönmelidir.

- Maraş, Güzelyurt, Karpaz, Girne gibi yerleşim birimlerinin önemli birimi Rumlara geri verilmelidir.

- Rumlara ait tapular geri verilmelidir.

- Türk ordusu adadan çekilmelidir.

 Bu koşullar kabul edildiği takdirde Türklerin ekonomik kayıpları çok olacak, adada 100-150 bin kadar bir Türk kalacaktır. Rumların nüfusu 750 bin dolayında olduğundan birkaç on yıllık süreçte Türk varlığı asimile olma sorunuyla karşı karşıya kalabilecektir.

2012 yılı itibariyle KKTC’nin nüfusu 292 bin. Halkın geçimi, tarım, hayvancılık, turizm, eğitim gibi sektörlerden sağlanıyor.

Halkın geliri TC halkının gelirinden yüzde 100-150 daha fazla. Asgari ücret 1300 TL, akaryakıt 3 TL, ekmek 60-80 kuruş. 292 bin insanın kullandığı taşıt sayısı 252 bin. Trafik soldan işliyor. Geçerli para TL. Adaya nüfus kağıdı ya da pasaport ile giriş yapmak mümkün.

Çok partili sistemle yönetilen KKTC’de iktidarda sağ görüşlü Ulusal Birlik Partisi var. Seçmen sayısı 156 bin. Milletvekili sayısı 50.

KKTC halkının dörtte biri devletten maaş alıyor. Ülke bütçesi 3.5 milyar TL. Devletin gelirleri 2.5 milyar TL. Aradaki 1 milyar TL’lik açığı Türkiye kapatıyor. Yani TC her yıl KKTC’ye 1 milyar TL dolayında yardım yapıyor.

Adaya turist olarak gelecek olanlar otellerde 50-750 TL’ye yer bulabilirler. Bir çok otelde casino (kumarhane) var. Buralarda oyun oynayanlara yemek, içki, sigara ücretsiz olarak sunuluyor.

KKTC’ye her yıl 800 bin kadar turist geliyor. Bunun 650 bini Türkiye’den gelenlerden oluşuyor.

KKTC’de önemli sayıda İngiliz, Alman, Rus, Türkmen, Kırgız, Pakistanlı, Bangladeşli, Moldovalı, Ukraynalı, Bulgaristanlı, Suriyeli, Tayvanlı insanlar vardır.   

450 yıl önce Kıbrıs’a gelen Türkler buraya 1974’ten sonra gelen Türkleri henüz kabullenmiş görünmüyorlar. Bu konu açıldığında onlarca kelam etmek mümkün. İki kesimde kendine göre tezler savunuyor. Bunlar can sıkıcı, itici, ötekileştirici, dışlayıcı içerikli fikirlerden oluşuyor. Polemik üretmemek için sadece adada iki farklı Türk kimliği olduğunu belirtmekle yetineyim.

2008’de adaya geldikten sonraki ilk üç aylık süreçte bir çok aşağılanma, horlanma, dışlanma, küçümseme manzarası ile karşı karşıya geldim. Bu tabloyu büyütmedim. Uyum sağlamaya çalıştım. Burada ömür boyu yaşamayacağım için duymazdan geldim.

1974’ten sonra adaya gelen bir çok aile özet olarak şunu iletti: “Biz hep ikinci sınıf olarak kaldık. Horlandık. Dışlandık. Aşağılandık. Suçlandık. Sömürüldük. İşsiz bırakıldık vb.”

2012 yılı itibariyle KKTC’de belirgin bir ekonomik bunalım, işsizlik, para azlığı, çevre kirliliği, hayat pahalılığı, yüksek konut kiraları vardır. 3-4 kişilik bir ailenin 2000 TL’nin altında bir parayla bir ay yaşaması mümkün değildir.

Güney Kıbrıs ekonomisi çöküş sürecinde olduğu için KKTC’den güneye çalışmaya gidebilen insan sayısı her gün azalmaktadır. Güneydeki iş imkanlarının azalması Kuzeydeki işleri de daralttığından son beş yıldır KKTC’ye çalışmaya gelen Türk ve diğer ülke yurttaşları yavaş yavaş ülkelerine dönmektedirler.

Türkiye’deki özel üniversitelerin sayısının artması nedeniyle KKTC’deki üniversitelere gelen öğrenci sayısında da her yıl düşüş olmaktadır. Dışardan gelen öğrencinin azalması adanın yaklaşık 500 milyon dolar gelir elde ettiği eğitim sektörü daralmaktadır.

2012 yılının ortalarında Türk ve Rumların yeniden birleşmesi için yapılan görüşmelerden bir sonuç çıkmayacağı yönünde yorumlar artmaya başlamıştır.

Rumlarla birleşerek yeni bir devlet kurma çalışmaları başarıya ulaşamaz ise KKTC sanayisi, turizmi, ekonomisi zayıf, Türkiye’ye bağımlı bir ülke olarak kalmaya devam edecek gibi görünmektedir.

Not: Bu yazıda verilen kimi rakamlarda yüzde 2-5 sapma olabilir. İleri sürülen görüşler kişisel gözlemleri içermektedir. Polemik/kavga/çatışma amaçlı değildir.   

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Biz Bolulular (www.bizbolulular.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • isa aydın
    isa aydın
    15.09.2011 16:43

    bende pilici değilde piliç güzeli yarışmasını merak ediyorum kim kazanır kimler katılır kimler jüri olur kim ne kazanır bu işten kim ne kaybeder

Nöbetçi Eczaneler

Resmi İlanlar

Mobil Uygulamalarımız

IOS UygulamamızAndroid Uygulamamız