•  

 

   Bayramda kızım İpek ile Küçük Prens’in animasyon filmine gittim.

   Öykü çok iyi aktarılmıştı.

   Film beni aldı çocukluğuma götürdü.

   Ben de inanılmaz fırtınalar yaratan o kitabı tekrar hatırlattı…

   Herhalde eline kitap almış her 10 çocuktan 9’u küçük Prens’i bilir.

   Fransız yazar Antoine de Saint-Exupéry’nin1943'te yayımlanan hikâyesi büyümekte olan çocuklar kadar çocukluğunu unutmuş büyüklere derslerle doludur.

***

   Bilenler bilir ama kitabı özetleyelim;

   Sahra Çölü'ne düşen pilotun Küçük Prens'le karşılaşması ile başlayan bir öyküdür bu…

   Küçük Prens, B612 Asteroidinde tek başına yaşayan bir prenstir. Gezegeninde çok sevdiği güle özenle bakar. Gülüne nasıl daha faydalı olabileceğinin yollarını araştırmak istediği için diğer gezegenleri gezmek zorunda kalmıştır.

   Büyük bir metafor yaratan o gezegen gezileri aslında büyüklerin dünyasına büyük eleştiriler getirmektedir.

   Küçük Prens, Kralın gezegeninde otorite tutkusunu, sanatçının gezegeninde kendini beğenmişliği, sarhoşun gezegeninde saplantıyı, işadamının gezegeninde amaçsız sahip olma tutkusunu, fenercinin gezegeninde öğrenmeden, değişmeden emir yerine getirmeyi coğrafyacının gezegeninde elitizmi görür.

   Hepsinden mutsuz ayrılır.

   Son gezegen ise dünyadır. Dünya, diğerlerinden farklı olarak büyük ve kalabalık bir gezegendir. İnsanların kendi değerlerinden daha çok giysileriyle anlam ve değer kazandıkları bir yerdir.

   Antoine de Saint-Exupéry, tüm kalıplara karşı çıkar…

   Dünyayı fikren ve madden kirletmişliğimize isyan eder.

   Çocuklara, “çocuksu mutluluklarınızı yetişkinliğinizde unutmayın” der.

   “Dünyayı kötü bir yer yapan yetişkinlerin bitmek tükenmek bilmeyen hırslarıdır” der.

***

   Haksız mı?

   Dünyaya bakıyorum,

   Ülkemize bakıyorum,

   İnsani kirlenmişliğin sebebi insanların bizzat kendisidir.

   Güzelim dünyayı ne hale getiriyoruz.

   Bakın nasıl bir süreçten geçiyoruz.

   Hangi hırslar için geçiyoruz bir düşünün.

   Oysa yıldızlar gökyüzüne ait.

 

   Kurtarın yıldızları…