• 17.03.2014 00:00

Geleneksel tedavi yöntemleri ve alternatif tıp uygulamaları sağlık sorunlarımızın çözümünde önemsenmesi gereken yöntemlerdir.

Ülkemizde modern tıbbın küçümseyen bakışları altında bu yöntemler ve özellikle de fitoterapi uygulamaları gelişmektedir. Fitoterapi bitkilerle tedavi anlamına gelmektedir.

İnsanoğlu çok eski çağlardan beri bitkilerden fayda ummuş ve karşılığını da almıştır.

Kur’an-ı Kerim’de geçmesi hasebiyle zencefil ilgimi çektiği için örnekleme yapmak istiyorum.

Zencefil…Sarı-kırmızı renklerde çiçekleri olan bir bitkidir.

Çin’den Vietnam’a kadar tropik ya da yarı tropik iklimlerde yetişen  ve aktarlarda kolayca bulabileceğimiz, molekülünü bulmak için de milyon Euro’lar vermemiz gerekmeyen bir nimet, bir bitki bir fitoterapi ajanıdır …

Kur’an-ı Kerim’de “Orada kendilerine, katkısı zencefil olan içecekle dolu bir kâseden içirilir.” (İnsan suresi-17) ayeti bulunmaktadır.

İşin modern tıbbı ikna boyutundan bahsetmek gerekirse; Zencefilin   kanser üzerine olan etkisi konusunda çok kısıtlı sayıda insan çalışması mevcut olmakla beraber in vitro (laboratuar ortamında ya da yapay koşullarda) deneyler ve deney hayvanları üzerinde yapılan araştırmalar bilimsel literatürde yer almaktadır.

Kan damarları üzerindeki genişleme yapıcı etkisinin tedavi noktasında ayrı bir artı özelliği olduğunu düşünüyorum. Fitoterapi uygulamalarına geri dönecek olursak; Geçmişteki fitoterapi uygulamaları ile günümüz arasında en büyük fark artık bitkilerin bütünüyle değil, faydalı parçalarının tedavi amacıyla kullanılmasıdır. Günümüzde hak ettikleri noktada olmadıklarına inandığım bu yöntemlerin, objektif bir gözle görülme ve tetkikten geçirilme zorunluluğu vardır.

Bu konudaki çalışmalara yıllarını vermiş bilim adamlarının ve akademisyenlerin olduğunu hepimiz biliyoruz.

Modern tıbba hakim kişilerin bu yöntemlerin faydalarını halka aktarmalarının daha doğru olduğunu ve bunun çok önemli bir görev daha doğrusu bir vebal olduğunu düşünüyorum.

Almanya fitoterapi uygulamaları açısından gelişmiş bir ülke olarak bilinmektedir.

Zengin bitki çeşitliliğine sahip olan ülkemizin de kısa bir zaman sonra Almanya’ya benzer düzeyde fitoterapi uygulamalarının yapıldığı ve kabul edildiği bir ülke olacağına inanıyorum.

***

Bir tarafta topraktan bize bahşedilen şifa kaynağı doğal bitkiler diğer tarafta ise üretilen ilaçlar…

Modern tıbbın kabul ettiği doğal, yarı sentetik veya sentetik kimyasal preparatlara ilaç denilmektedir.

Ekonomik maliyet olarak bir ilacın molekülden ilaca kadar olan serüveni yaklaşık olarak ortalama 900 milyon Euro civarındadır.

İlaç araştırmaları, geliştirilen binlerce molekülün arasından bir molekülün tespit edilmesi ile başlar.

Patent başvurusu yapılması ve araştırma onayının alınması bunu izler.

Güvenli bulunan molekül için klinik çalışmalar ve insanlar üzerinde araştırma yapılabilmesi için izin alınır.

Gönüllülük esasına dayanan, insanlar üzerindeki klinik araştırmalar 3 aşamadan oluşur ve uzun bir zaman alır.

Bunlar Faz I-II-III (20 ila 3000 gönüllü hasta katılır.

Amaç ilacın etkinliğini ve yan etkilerini görmek, standart tedaviyle karşılaştırmasını yapmaktır) çalışmalarıdır.

Bazı durumlarda ilaç onaylandıktan ve piyasaya sürüldükten sonra da klinik çalışmalar sürer.

Buna Faz IV çalışmaları adı verilir. Bu aşamada amaç ilacın uzun vadeli risk ve yararları ile uygun kullanım dozu hakkında veri toplamaktır.

Bu süreç ortalama olarak 12 – 13 yıl sürer.

Velhasıl yeni bir ilacın üretilmesi için emek ve süreç gereklidir.

Bu süreç sonunda kardiyak vb. yan etkilerinden ya da hayatı tehdit eden bulgularından dolayı piyasadan toplatılan ilaçlar da olabilir.

Tedavi olayının en önemli enstrümanı olan bir ilacın, tablet, ampul ya da süspansiyon şekline nasıl bir süreç sonunda geldiğini öğrenmiş olduk.

İlaç ve tüketim maliyeti konusuna bakacak olursak.

2013 yılında ilaç giderlerinin 15 milyar TL üzerinde olduğu biliniyor.

Yapılan tahminlere göre her 8 ilacın 2-3 tanesi israf edilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü ise reçete edilen ilaçların yarıdan fazlasının israf edildiğini, dağıtımının uygunsuz yapıldığını, hastaların yarısının ilaçlarını doğru kullanma konusunda başarısız olduklarını bildirmişlerdir.

Bu konuda gerekli tedbirleri almamız, eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yapmamız gerekmektedir.

İsraf dinimizce haram kabul edilir.

İsrafın bedelini milyar TL bazında düşününce bilinçli ilaç tüketiminin ne kadar önemli bir konu olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.


Selam ve dua ile.