• 13.03.2014 00:00

Slogan, özdeyiş …

Motto, slogan anlamında kullandığımız İtalyanca bir kelimedir.

Ağrı tedavisiyle ilgili bir kitabın girişinde beni çok etkileyen bir motto okumuştum.

“Dayanılması en kolay ağrı, başkasının ağrısıdır.”

Evet, gerçekte de öyledir. Başkasının ağrısı dayanılması en kolay ağrıdır.

Çünkü kimse o ağrıyı çekmiyordur. Dolayısı ile dayanılması da kolay olur.

Bu cümle aynı zamanda, hayata dair en kapsamlı mesajı veren bir mottodur.

Başkası, öteki, bizim dünya görüşümüzden olmayan vb…

Başkası da olsa, önce insandır.

Öteki de olsa, önce insandır.

Bizim dünya görüşümüzden olmasa da, önce insandır …

Bir iş yapalım ve bu başkalaştırma, ötekileştirme hastalığımıza çare olacak bir motto bulalım ne dersiniz?

Yûnus Emre çağlar öncesinden bize seslenir;

"Elif okuduk ötürü,

Pazar eyledik götürü,

Yaratılmışı severiz,

Yaratandan ötürü."

Yaratandan ötürü yaratılmışı hoş görmek, sevmek ne muhteşem bir değer…

Ayrıca muhteşem bir motto, “Yaratıcıdan ötürü sevmek”, “Allah için sevmek”

Ötekileştirme hastalığımıza çare olacak bir mottoyu bulduk;

“Allah için sevmek”

***

“De nobis ipsis silemus”

Francis Bacon’a göre “Kendimizden söz etmiyoruz” anlamında Latince bir motto.

Başka bir açıdan da “Kendin hakkında susmak daha iyidir” anlamına gelir.

“Kendimizden söz etmiyoruz.”

Siyasetin tavan yaptığı şu günlerde sıkça kullanılan bir kavram gibi duruyor.

Kendim için bir şey istiyorsam… aslında, “Kendim için bir şey istemiyorum” demektir.

Bu cümle yıllarca aynı şeyi duyan insanlar için farklı anlamlar içerebilir.

“Kendim için bir şey istemiyorum” cümlesi, erdemler dünyasında “İsar” sıfatı denen bir davranışa tekabül eder ve ulaşılması zor bir makamdır…

Mal, mülk, makam, mansıp, hatta Cennet’ten bile vazgeçebilenler, fedakârlık ve diğergamlığın zirvesine ulaşıyor. Böylece yaşatma idealiyle yaşamanın diğer adı ‘isar’ oluyor.

Anlayacağımız şekliyle her delikanlıya nasip olmayan bir makamdır.

Belki de ilk şartı, İnsan-ı Kamil olmaktır kim bilir?

Duamız olsun;

Rabbimiz! Bizlere de bu kokuyu (İsar) duyanlardan olmayı nasip ediver. (Amin)

 ***

Lokman Suresi 27. Ayetinde Rabbimiz tarafından “Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah’ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez.” Buyurulmaktadır.

Meal, meal/tefsir ya da tefsirlere bakarak Kur’an-ı Kerim’i anlamak için çabalarken karşımıza “Takva” diye bir kelime çıkar. Takva, takva … nedir bu takva?  Takva, Arapça lügatte vikâye kökünden gelmekte olup, “bir şeyi muhafaza etmek, eziyetten korumak, himâye etmek, zarar verecek şeyden sakınmak ” anlamlarına gelmektedir. Bazı müfessirler takvayı, sorumluluk bilinci olarak çevirmişlerdir. Bunu şahsen Kur’an dili olarak dünyamıza ve bize dokunan bir çeviri olarak görüyorum. İslam’ın dışında hiçbir sisteminde bu seviyede, madde ve manayı kucaklayan, insanları cezbeden bir kelimeye rastlanılamaz. Takva (sorumluluk bilinci) da öyle sırlar vardır ki, Kur’ân yolunda yürümeden ona ulaşmak, takva (sorumluluk bilinci) ya  boyanmadan da Kur’ân’ı tam anlamak mümkün değildir.

Alman felsefeci Hans Georg Gadamer, “Hakikat ve Metot (Truth and Method)” adlı kitabında “Anlam sabit değildir, eylem ile yorumcu arasında dinamik bir süreç söz konusudur ve her yorumcunun belli bir eyleme farklı anlamlar vermesi bundandır.” görüşünü beyan etmiştir. Bu görüşle, kutsal metinlerin yorumlanmasında kolayca görebileceğimiz bir şekilde anlamın farklı bir açıdan fotoğrafı çekilmiştir.

Hucurat suresi 13.ayette Rabbimiz; “Şunu unutmayın ki, Allah'ın nazarında en değerli, en üstün olanınız, takva (sorumluluk bilinci) da en ileri olandır.” Buyurmaktadır.


Selam ve dua ile.