Ömer Maden - SEN NEYMİŞSİN BE CORONA


Corona artık her yerde. Her ülke, her birey kendince önlemler almaya çalışıyor. Sanki Dünya düzeni değişiyor. Sanki Dünya kendini yeniliyor gibi. Haber manşetlerinde, medya sayfalarında en önde corona yer alıyor. 

İçimiz dışımız, muhabbetimiz corona oldu. Ekranlarda gördüğümüz “Kayı Selamı” tedbirler neticesinde oldukça yaygınlaştı. İnternet ve dijital dünya olmasıymış ne yaparmışız? Çevrim içi eğitim uygulamalarına ve sosyal medyaya olan ilgimiz arttı. Sosyal medya kullanım oranımız arttı. Evdekilerle daha içli dışlı olduk. Çocuklarımızla ve eşimizle daha fazla zaman geçirir olduk. Evde çocuklarla oyunlar oynuyoruz, etkinlikler yapıyoruz, şakalaşıyoruz, dedikodu yapıyoruz. Hatta can sıkıntısından abur cubur yeme oranlarımız bile artmış. Bazılarımız kendilerini yemeğe vermiş, kilo artışları görülmekte. Cep telefonu elden düşmez olmuş, tuvaletlerde bile kullanır olmuşuz.

Aslında bu zor günlerde var olduğunu anladığımız başta sağlık olmak üzere çok güzel nimetlere sahipmişiz. Bir şeyin değeri yokluğunda daha iyi biliniyor. Nitekim Kanuni Sultan Süleyman’ın dediği gibi “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”. Yasaklar kalktığında bir daha eve zor girerim diyenler var. Hatta çadır kurup dağlarda kalmayı düşünenler de. Meğer işe gidip gelmek, bir işte çalışmak ne büyük nimetmiş? Meğer camide namaz kılmak ne büyük nimetmiş? Bazı konularda düşünme fırsatı bulduk. İhmal ettiğimiz değerleri düşünme ve yerine getirme fırsatı yakaladık. Belki de ne zamandır ihmal ettiğimiz ve ötelediğimiz Kur’an-ı Kerim’i okumayı öğrenmenin tam zamanı. Sevdiklerimizle geçirdiğimiz zamanın ne denli değerli olduğu anlaşıldı. Böyle durumlar aslında insanın kendini keşfetmesinin de önünü açabiliyor. Hayatta basit olsa da ne büyük lükslere sahip olduğumuzu sert bir şekilde yüzümüze vurdu bu karantina dönemi. Demli bir çay eşliğinde dostlarla yapılan sohbet, sevdiklerine sarılmak, büyüklerin ellerinden öpmek gibi. Ölümü, yardımlaşmayı, kimin gerçek dost, kimin de sahte dost olduğunu bu salgın bizlere hatırlattı.   

Ayrıca üretim yapmanın ve kendi ürettiğimizi kullanmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük. Virüs, eşitlik kavramının ne kadar önemli olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Virüs; zengin fakir, yaşlı genç, sanatçı, bilim insanı, bürokrat demeden herkesi etkiledi. Kimse kaçamaz oldu. Virüs karşısında bütün insanlar eşitlendi. Virüsün dünya uluslarını iş birliği yapmaya zorlama potansiyelini herkes gördü. Gözle görülemeyen bir virüsün Dünya’yı nasıl dize getirdiğini, güçlü dediğimiz devletlerin nasıl çaresiz kaldığına hep beraber şahit olduk.

Corona virüsünün Dünyaya olan olumlu etkilerinden biri, British Geological Durvey’den elde edilen verilere göre salgın sonrası Dünya yüzeyinin titretişim miktarında ciddi bir azalma görülmüş yani sismik gürültü %30-%50 oranında azalmış. Virüs salgını nedeniyle dünyadaki çoğu fabrika kapandı, araç trafiği azaldı, zehirli gaz üretimi azaldı. Hava kirliliği azaldı. Corona kim bilir belki atmosferdeki ozon tabakasını da iyileştirebilir. Nitekim staratosferde yer alan ve Güneş’ten yeryüzüne ulaşan radyasyonun çoğunu emerek koruyucu bir kalkan görevi üstlenen ozon tabakasının bir iyileşme potansiyeline sahip olduğu biliniyor. Bu da ancak küresel bir eylem sonucunda olabilirdi. İşte fırsat.

Her karanlık gecenin bir sabahı vardır. Her kışın bir baharı vardır. Karanlığı aydınlığa çeviren, hüzünleri refaha eriştiren bir yüce el, bir yüce kudret vardır. Firavunları, zalimleri, hainleri zillete mahkûm eden, mazlumun ahına cevap veren, sabredeni mutlaka zafere ulaştıran bir irade vardır.

Sağlıklı ve güzel günlerde buluşmak ümidiyle.


Eklenme Tarih & Saat: 20.04.2020 - 18:41:12 Yazdır