Ömer Maden - EĞİTİMDE YENİ DÖNEM…

 Yeni Bakan,

Yeni bir umut…

Milli Eğitim Bakanının eğitimci olmasına en çok sevinen eğitimcilerden biriyim. Prof. Dr. Ziya Selçuk, yaptığı ilk açıklamalar ve uygulamaları ile eğitimcilerin umudunu artırdı. Cumhuriyetin ilanından sonra günümüze kadar, Milli Eğitim Bakanlığı görevine 63 kişi gelmiştir. İsmet İnönü, Refik Saydam, Tevfik İleri'nin bile görev yaptığı MEB Bakanlığı'nda öğretmen olarak sadece 13 kişi bakanlık yapmıştır. 2002'den bu yana MEB bakanlığına eğitimci ve öğretmen mesleğine sahip kimse bakan olarak getirilmemiştir. Diğer yandan Prof. Dr. Ziya Selçuk görevi devir alırken yaptığı açıklamada aynen şunları söyledi: “Tek güvencem öğretmen arkadaşlarımız, meslektaşlarımız. İnşallah bu güveni sarsmamaya ve beklentileri karşılamaya gayret edeceğiz” “Başta Sayın Cumhurbaşkanımıza bana böyle bir görev verdiği için şükranlarımı arz ediyorum. Öğretmen arkadaşlarımın benim şahsımda Milli Eğitim Bakanlığı’nın koridorlarında temsil edildiğini asla unutmamalı ve aklımızda, düşüncemizde, gönlümüzde tüm hissiyatı taşıdığımızı tekrar vurgulamak isterim.” dedi. Göreve gelir gelmez ilk sözü “Öğretmen” olan bir milli eğitim bakanımız var artık…

Eğitim, diğer sektörlerden farklı olarak, soyut göstergeleri ve değer göstergeleri olan, kar amacı gütmeyen milli ve manevi bir duruşu olan bir alan. Eğitim, sadece sayısal bazı göstergeleri toplayıp çıkarmakla izah edilemez. 

Yıllardır derslik sayısı, okul sayısı, bilgisayar sayısı ve altyapısı, akıllı tahta sayısı gibi fiziki alt yapıda çok iyi bir konuma gelen eğitim sistemimizde, istenilen eğitim kalitesinin yakalanamamasını nasıl açıklarsınız?  Yapılanlar yanlış mı? Tabi ki hayır? Ama eksik… Fiziki alt yapı kadar öğretmenlerin yetiştirilmesi, seçimi ve kalitesini artırmaya yönelik çalışmalar yapılabilseydi. Alo 147 hattının açılması, haftada iki gün izin alan öğretmenin tüm haftalık ek dersinin kesilmesi, öğretmene karşı şiddet olaylarının artması, okuldaki en ufak sorunda velilerin soluğu valilik ya da karakolda almaları, öğretmen seçimi ve yetiştirilmesi ve bazı mevzuat uygulamaları da öğretmenlik mesleğinin toplum nazarındaki itibarını düşürmüştür. 

Bir habere göre okulları artık öğretmenler değil profesyonel yöneticiler yönetecek. Bu yöneticiler ise işletme veya iktisat mezunlarından seçilecek diye bir haber dolaştı. Ne derece doğru bilmiyorum. Profesyonellikten kasıt nedir? Benim Profesyonellikten anladığım şudur:

Bir mesleğin bir okulu olur, kişi okulda konusuna uygun en iyi eğitimleri alır ve alanında iyi yetişir. Dolaysıyla, daha önce de yazılarımda ve düşüncelerimde belirtiğim gibi okul yöneticiliği öğretmenlikten ayrı bir meslek olarak algılanmalıdır. Her öğretmen okul yöneticisi olamamalı… Yönetici olmak isteyen öğretmen ayrı bir eğitimden daha geçmeli, daha önceden belirlenen ölçütlere göre değerlendirilmeli ve seçilmelidir. Neyse ki daha sonra Bakanlık web sayfasından yapılan açıklamada işletme ve iktisat mezunlarının okul yöneticisi yapılması gibi bir planlarının olmadığı belirtildi. Siz siz olun bundan sonra bizzat Milli Eğitim Bakanının ağzından ya da resmi internet sitesinden yayınlanmadan eğitim ile ilgili haberlere pek fazla itibar etmeyin… 

Şimdi 15 Ekim’i bekliyoruz…

 

 

Eklenme Tarih & Saat: 11.10.2018 - 13:49:58 Yazdır