Fatime Hilal ERDOĞAN - ÖZÜR DİLEMENİN VE TEŞEKKÜR ETMENİN ERDEMİ

Bir insana kendisini değerli hissettirmenin ilk adımı ona yaptıkları için teşekkür etmek ve gerektiğinde ondan özür dilemesini bilmektir. “Teşekkür ederim.” ve “Özür dilerim.” sözleri doğru zamanda ve içtenlikle kullanıldığında bütün ilişkilerimizde bir sihir etkisi yaratır.

İnsanlarla iyi iletişim kurmanın temeli onlara değer verdiğimizi hissettirmektir. Bir kişiden özür dilemek ya da ona teşekkür etmek “Sen benim için önemlisin, seninle ilişkime değer veriyorum.” anlamına gelir.

Kimi insanlar hep haklıdırlar. Hiçbir konuda hata yapabileceklerini kabullenmezler. Kendilerini aşırı derecede önemserler. Kendi zekâlarını keskin, akıllarını güçlü, karakterlerini gelişmiş, eğitimlerini, görgülerini, deneyimlerini herkesten yüksek görürler. Yaptıkları her davranışın, söyledikleri her sözün doğru olduğuna emindirler. Birileri hata yaptıklarını söylediğinde, yanlışlarını bir türlü kabullenmek istemezler. Kendilerine doğrular gösterildiğinde, durup düşüneceklerine, uyarı yapanı yanlış çıkarmak için ellerinden geleni yaparlar. Asla özür dilemezler. Kendilerini önemsemekten başkalarını takdir etmeyi akıllarına bile getirmezler. Özrü de teşekkürü de hep başkalarından beklerler.

Özür dilemek de teşekkür etmek de bizim insanımıza zor gelir. Bizim insanımız özür dilemeyi de teşekkür etmeyi de bir türlü üzerine vazife almaz. Doğru düzgün, kalpten özür dileyemez; teşekkür de edemez. En iyi niyetlimiz bile, özür dilemenin bir tür yenilgi; teşekkür etmenin de karşı tarafa minnet etmek olduğunu düşünüp bu işleri geçiştirirler, farklı bazı davranışlarla durumu idare etmeye çalışırlar.

Özür dilemek gerçekten de insanların arasındaki mesafeyi kısaltır, iletişimi kolaylaştırır. Bir tür “helalleşme” sağlar. Hata yapmış olan, özür dileyerek sorumluluğunu kabul eder. Hatanın sebep olduğu zarara üzüldüğünü dile getirir.

Aslında özür dilemek sadece bir sorumluluk üstenmek değil aynı zamanda insanın kendine güveninin de bir göstergesidir. Özür dilemek vicdani bir muhasebedir ve bir anlamda kişinin kendi kendini yargılamasıdır.

İçtenlikle ve zamanında dilenen bir özür, olumsuz duyguları ortadan kaldırır; duygusal yaraları iyileştirir ve yeniden bağ kurmayı hızlandırır.

Teşekkür etmek her dildeki en sade ama en güçlü ifadedir. Dünyanın her yerindeki insanları “teşekkür ederim” sözcükleriyle etkilemek, onların kalplerini kazanmak mümkündür.

Bir insana teşekkür etmek istiyorsak, bunu yapabileceğimiz sayısız fırsatlar vardır. Herkesin, her çalışanın takdire değer bir başarısı, katkısı mutlaka bulunur. Çalışanlarını güçlendirmek isteyen bir yöneticinin, öğrencilerini daha başarılı kılmak isteyen bir öğretmenin, sporcularını kazanmaya odaklamak isteyen antrenörün ya da ilişkisini daha özel ve mutlu kılmak isteyen bir eşin takdir edecek bir davranış bulması işten bile değildir. İnsan takdir etmek istediği zaman, takdir edecek konu sıkıntısı çekmez.

Teşekkür etmek de özür dilemek de sadece nazik olmak değil aynı zamanda da adil olmak anlamına gelir. Özür dilediğimiz zaman kendi hatalarımızla yüzleşir; teşekkür ettiğimiz zaman ise yardım edenlerin emeğinin hakkını teslim etmiş oluruz.

Takdir etmek ve özür dilemek insanı daha itibarlı yapar. İnsan hata yaptığını kabullendiği ölçüde gelişir. Başkalarının katkısını takdir etme büyüklüğünü gösterdiği ölçüde de daha güçlü hale gelir.

Freud “Özür dilemek, karşımızdaki insana egomuzdan daha fazla değer verdiğimiz anlamına gelir.” der.

Peki, her teşekkür ve özür aynı derecede etkili midir? Özür dilemenin ve teşekkür etmenin amacına ulaşması için nasıl davranmak uygun olur? Psikologlar, etkili bir şekilde özür dilemenin ağzımızın içinde bir şeyler mırıldanmaktan çok daha fazlasını gerektirdiğini söyler. Gerçek anlamda özür dilemek için, sorumluluğu kabul etmek, durumdan üzgün olduğumuzu ifade etmek, eğer varsa verilen zararı onarmak için gayret göstereceğimiz sözünü vermek, söz konusu durumun bir daha olmayacağının teminatını vermek gerekir. Aksi takdirde yarım ağızla dilenmiş bir özür, amaçlanan etkiyi göstermek yerine tam tersi bir etki yaratabilir.

Nasıl özür dilemenin kuralları varsa teşekkür etmenin de yolu vardır.

Teşekkür ettiğimiz zaman bunun etkili olması ve yerini bulması için, teşekkür ettiğimiz kişiyi odağa koyarak onun ortaya koyduğu her inceliği fark ettiğimizi ifade etmeli,  yaptığı her katkıyı takdir etmeli, şükran duygularımızı dile getirmeli ve o kişiyi onurlandırmalıyız. Teşekkürümüzü mutlaka kişiselleştirmeliyiz.

Aksi takdirde ortaya yapılan “teşekkürler arkadaşlar” benzeri bir genelleme, adresini bulan bir takdir ve şükran ifadesi olmaz. İşe yaramaz.

Teşekkür etmenin de özür dilemenin de gücünün farkına varmak, bizi gerçekten olgunlaştırır. Özür dilemek de teşekkür etmek de sanıldığından daha büyük etkileri olan iki büyük güçtür. Her ikisi de çok şey başarır.

Ben teşekkür etmenin de özür dilemenin de karşımızdakinden çok, kendimize yapılan bir “iyilik” olduğunu, özür dilemenin de teşekkür etmenin de insanı yücelten iki güzel kavram olduğunu düşünüyorum. Hayatınızı belki bu iki kavramın düzelteceğini aklınızdan çıkarmayarak dilinize dolamanızı tavsiye ediyorum.

 

Saygılarımla…

Eklenme Tarih & Saat: 5.12.2016 - 10:27:20 Yazdır